Biraz Sinema… Biraz Tiyatro…

Prof. Dr. Nilgün Çelebi’nin ‘Napoli’nin Sırrı’ filmi ile ilgili notları

maxresdefault.jpg

Ferzan Özpetek. Filmin notu, 7… Filmin adında Napoli olmasa 5 verirdim. Keşke filme ergen delikanlı çekmek için konan 18+ sahneler yerine Napoli‘yi solumamızı mümkün kılan Napolityen (Napoliten ya da Napolitik desem olmayacak, onların çağrışımı farklı) belirtgeler döşenseymiş. Özpetek, Visconti mi olmak istiyor? Ama olamaz ki, bi kerem o doğuştan aristokrat değil. Ama filmde hoş diyaloglar da yok değildi: “Sanat gerçekliğin suiistimalidir” dedi biri. Şimdi İtalyanlar bu tür insanı vuran cümleleri “bir bardak su verir misin?” deme rahatlığında söyleyiverirler. Devamı da geldi üstelik: “Sanatçılar da suç ortağıdır” şeklinde. İyi, bunu aldık bir yere koyduk; eleştireceğiz diye aklımızın bir köşesine yazdık. Ama yaklaşık yedi dakika sonra, filmin sonlarında bir de şu cümleyi duymaz mıyız: “Kanıtı olmayan gerçek sadece bir efsanedir.”

Şimdi, benim gibi düz mantıklı ama sanat mantığını da (aman sakın saçaklı mantık pardon pasaklı alevli sally demeyin) kavrayıp oradan bir çıkış mümkün mü diye sorgulayan birine bu çelişik cümleler söylenince ne yapar? (Yumurta tavuk diyene oklava, terlik). Elbette kanıtı olacak. Amma “kanıtı olmayana efsane deriz” deyip filmdeki doktor hanım gibi efsane peşine kapılmayacağız. Tabii sanat ya da temsiliyet kurmalar, kurmacalar bir suiistimal değil. Sadece gerçeği daha geniş zaman ve daha geniş mekândaki bir ilişkiler, bağlantılar, değerlemeler, değerler dizgesi içine yerleştirme girişimidir. O bir efsane değil, tersine koordinatları genişletilmiş bir bütünsellikten bakabilme yetisi, cesareti, bilgi birikimi, duyarlılıklar ağı ve praksisidir.

Sonuç: Bu filme gidilir mi? Elbette gidilir. Gidilir ki bu konular üzerine.

 


 

Prof. Dr. Nilgün Çelebi’nin ‘Troya’ operası ile ilgili notları

Genel selam - 1

Devlet Opera ve Balesi’nin Troya yılı için hazırladığı epik opera. Müthişti.

Meşhur efsane: Sparta kent devletindeki bir kutlamaya katılan Troy kent devletinin veliahtı Paris, Sparta kralının güzeller güzeli eşi Helen‘e âşık olur. İki çılgın Troya‘ya kaçarlar. Vay sen misin kralın eşini kaçıran? Mezhebime göre yerden göğe haklı olan Sparta, Troya‘ya savaş açar. Kanlı savaş sonunda Spartalılar kazanır Troya’yı ateşe verir. Troyalılar kör pişman topraklarını terk eder geri çekilirler.

Türkiye’deki yorumda Troyalılar aşkı yüce değer olarak görenler Spartalılar ise aşkın yüceliğini anlamadıkları gibi üstelik hile ile savaş kazananlar olarak gösterildi. (Troya atını hatırlayalım). Başta ve sondaki ay yıldızlı Anadolu haritası ile de öykü, birazcık da olsa, Türk Yunan çekişmesi gibi sunuldu.

Günün mana ve ehemmiyetine uygun bu yorumu göz ardı ederek işin sanatsal yönüne bakalım. Şahane bir orkestra ile bale ve opera sanatçıları. Giysileri Atıl Kutoğlu hazırlamış. Aşil rolünde Tan Sağtürk. Paris rolünde Devlet Operası genel müdürü Murat Karahan, Homeros rolünde Devlet Tiyatroları genel müdürü Mustafa Kurt, bir de Helen rolünde müthiş ses Seda Aracı Ayazlı. Bir de Hector‘un vurulmasına ağıt yakan anne vardı ki yürek dayanmaz.

Yorumu unutun. Görsel şölen denir ya; bu görsel işitsel şölendi.

Sosyoloji Kongferansi_0024
Prof. Dr. Nilgün Çelebi

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: