Türkiye Kimlerin Cenneti? Ya Kimlere Cehennem?!…

Muaz Ergü yazdı…

türkiye.jpg

Mustafa Öztürk Karar Gazetesi’nde iki yıl önce yayınlanmış yazısında “Cemaatlerin cenneti neresidir?” diye soruyor ve çok yerinde olarak Türkiye cevabını veriyor. Hoca’nın da işaret buyurduğu gibi tam bir cemaatler cennetinde ya da cinnetinde yaşıyoruz. İyiliği, güzelliği ahlakı, erdemi çoğaltması gereken yapılar aksine kötülük üreten merkezler haline gelmiş durumda. Şahsiyetli adamlar yetiştirmek gibi yüce bir gayesi olan bu yapılar asli işlerini bırakarak siyasetten ticarete, bürokrasiden sosyal hayata her şeye nizam verme peşindeler. Ellerinin altındaki nitelikten boşandırılmış kalabalıkların istatistikî değeriyle masaya oturup siyasetten, ekonomiden pay alma derdindeler. Siyasetin kalitesinin artması, insan hayatının güzelleştirilmesi bağlamında ne torik ne de pratik bir katkıları var. Hakikat arayışları hele hiç yok. Ve en hazini tek doğru, tek hakikat kendilerinde zannederek iş görüyor olmaları.

Allah’ı bile kendi tekellerine alarak güç devşiriyorlar. Allah ile kul arasındaki hiyerarşi bozulmuş durumda. Allah insanların hizmetine koşan bir güç haline dönüşmüş. İnsan da Onun efendisi… Aynı zamanda üretilen çarpık teoloji dolayısıyla Allah’ı egemenlik altına almanın verdiği öz güvenle hayata bakan bu dindarlık kendini diğer insanlardan ayırıyor ve kendi dışındaki herkese zavallı gözüyle bakmayı getiriyor. İnançlı insanda olması gereken şefkat, merhamet, diğerkâmlık ne yazık ki yerini sert bir asık suratlılığa, sevimsizliğe bırakıyor. Zamanında insanları siyasetin ayak oyunlarında, kirli çekişmelerinde uzak tutan ve hayatı dengeleyen tekkeler yerini bugün bizzat siyaset simsarlığı yapan cemaat ve tarikatlara bıraktı. Artık dini müesseseler dünyeviliği dayatır hale geldi.

Mustafa Hoca Türkiyeye “cemaatler cenneti” diyor. Çok da güzel diyor. Ancak Türkiye sadece cemaatlerin cenneti değil!… Türkiye, çalışmaktan, düşünmekten, üretmekten ve üretmenin hazzından kaçanların cenneti. Kendini bürokrasinin ağır aksak işleyişine bırakanların… Neye karşıysa zamanla karşı olduklarına dönüşenlerin cenneti. Dönüşüp de yine değişmeyenlerin…

Fert olarak kendini yetiştirmek, gerçekleştirmek, ayakları üzerinde durmak ve ondan sonra topluma karışmak yerine varlığını cemaatlere, camialara, gruplara emanet eden, iradesini kendinden daha ileride hiçbir yeteneği olmayan sahtekârlara teslim edenlerin cenneti. Erdemli, faziletli ilişki ve iletişim yerine sahteliği, sahtekârlığı, düzeysizliği, yalakalığı, yağcılığı benimseyenlerin…  En iyi yeteneği bir üstüne yaltanmak olan ve bu yeteneği dolayısıyla makam koltuklarına kurulanların cenneti. Dönüşmeyen, dönüştürmeyen, maslahatçıların…

gösteriş

Güzel ülkem Türkiye(!) aklı, fikri, zikri olanların cehennemi. Gönül diliyle konuşanların da… Hakikati, gerçeği, doğruyu arayanların cehennemi. Yalana teslim olmayanların da… Ekranlarda tartışma programı adı altında piyasaya sürülen toplu hipnozlara inanmayanların cehennemi. Samimiyetinden başka sermayesi olmayanların da… Sosyo/ekonomik istatistiklere nesne olmamak için diretenlerin ve direnenlerin cehennemi. Üçkâğıt ekonomisinin kirine batmak istemeyenlerin de…

İddialarının, ideallerinin peşinde koşanların cehennemi. İddialarını intibaka dönüştürmeyenlerin de… Vicdanın, vicdanı olanların, her şeyin ötesinde ve dışında vicdanının sesine kulak verenlerin cehennemi. Yazılana, çizilene, gösterilene inanmayan ve döndürülen dolapların bilincinde olanların da… Her şeyin sanki bir maskeli balodan fırlayıp geldiğini görenlerin, insanların yüzlerce maskesi olduğunun farkına varanların cehennemi. Yapaylığın, samimiyetsizliğin cirit attığını müşahede edenlerin de…

Bu memleket konuşurken yüksekten atanların, ego şişirenlerin, her mikrofona boyundan büyük laf edenlerin, istihbarat artığı gazetecilerin cenneti. Konuşurken mangalda kül bırakmayan ama eyleme gelince sıvışanların da… Hiçbir şey yapmamayı ama duracakları, seslerini yükseltecekleri yeri iyi kestirenlerin, sürekli fotoğraf karelerine girenlerin, hangi köşede yer almaları gerektiğini iyi bilenlerin cenneti… Kimin yanında durması gerektiğini iyi kestirenlerin, hangi karede görünmesi gerektiğini çabucak çözenlerin de…

İster dindar olsun isterse seküler, ister Kemalist ister Anti-Kemalist, ister tarikatçı olsun isterse cemaatçi her zaman ve zeminde inandığı öğretilerin özünü yitirip şekle, şemale, kıla tüye tapınanların cenneti. Yozların ve yobazların… İncelikten, nezaketten, karşılıksız dostluktan, iyilikten ve güzellikten hoşlanmayanların cenneti. Kaba saba, ruhsuz dindarların da, dünyaperstlerin de…

Mümtaz memleketimiz Türkiye’de dehşet bir kavram kargaşası içindeyiz. Enformasyon bombardımanı da bu kargaşayı hızla arttırıyor. Boğulmak üzereyiz… Boğulduğunun farkına varmayan gafillerin cenneti. Yeri geldiğinde mücahit olanların da, yeri geldiğinde tüccarlığa terfi edenlerin de, maslahat icabı sağcı olanların da, ortam gerektirdiği için solcu olanların da, liberalliği kimseye kaptırmayanların da… İlericilik ve gericilik sarmalında kör dövüşü yapanların cenneti. İdeası değil ideolojisi olanların da…

Evet, memleket yalanın, dolanın, hilenin, desisenin, şişirmenin, üfürmenin cenneti… Adaleti arayanların, gerçeği söyleyenlerin, gerçeğin yanında yer almak isteyenlerin cehennemi…

fakir

Muaz ERGÜ

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: