Biraz Sinema… Biraz Tiyatro…

Prof. Dr. Nilgün Çelebi yazdı…

çökme

Çökme Tehlikesi Var ile Ezilmiş Petunyalar Olayı

İki oyun Ankara DT Stüdyo Sahne‘de ard arda oynuyor. Toplam bir saat. Her ikisi de Tennessee Williams‘ın birer perdelik oyunları.

Genç oyuncular hevesle oynadılar. Dekor da yalındı. Yorumumu eminim Tennessee Williams okusa saçını başını yolardı. Hele halkının, 7’den 77’ye kapitalizm, modernite düşmanı olduğu, 7/24 kapitalizme, moderniteye lanet yağdırdığı bir ülkede şimdi yazacağım yorumumu yazmaya nasıl cesaret edeceğimi ben de bilemiyorum. Ama gördüğümü de yazmayacaksam niye yazayım? Efendim, mesele şudur: Şimdi, ilk oyunda yani Çökme Tehlikesi’nde ıssız bir yol boyundaki istasyonda görevli aileden anne başka adama kaçmış, baba kendini içkiye verip ölmüş. Abla gelen geçen trenci, kondüktör, biletçinin vs… gönlünü yaparak evin geçimini temine çabalarken Kamelyalı Kadın gibi ince hastalığa yakalanıp ölmüş. Geriye kalan küçük kız da karnını doyurmak için bedenini paraya çevirebileceğini düşünmeyecek yaşta olduğundan tren rayları üzerinde adım saya saya yürüyerek hayata tutunmaya çabalar. Bu arada en az kendi kadar gariban, günlerini uçurtma uçurarak geçiren Tom ile karşılaşır ama açıktır ki ikisi de birbirine yararı olmayan paralel tren rayları gibidirler. Ellerinden gelen gökyüzüne bakmak, orada gördükleri beyazlıktan, esen rüzgârdan ya da oradan yağacak kardan kâh umut kâh neşe çıkarmaktır.

İkinci oyun Petunyalar‘da ise kendini petunyaların ardına saklamış tuhafiyeci ileri yaştaki kız ile karşısına çıkan kişisel gelişim uzmanı kılıklı adamı görüyoruz. Evet, bu adam bir umut satıcısı ama yaşlı kıza yaşadığı dışında başka bir hayatın mümkün olduğunu da gösterdi. Sonunda anlıyoruz ki polisin uyarısına rağmen kızımız o yola gidecektir.

Şimdi diyeceksiniz ki kapitalizm, modernite bunun neresinde? İnsaf. Modern hayat değil mi küçük karabalık olan insanı deliğinden çıkartan, yaşadığının dışında güvencesiz de olsa, tehlikelerle dolu da olsa yine de “başka, farklı,  heyecan veren, yeni bir yer”in varlığını fısıldayan? Kapitalizm değil mi kütüğü dibinde yaşayan, ürettiğini tüketen, geçimlik ekonominin sınırlarını evrenin ucu sanan insana farklı şeyleri tüketerek bilinmezler dünyasına adım atabilme cesaretini veren; mutluluğu bile pazarlanabilen bir meta imiş gibi sunan ve işte bunun için de, bu haliyle çekici olan?

İlk oyunda umutsuzluk vardı, olduğu yerde kalma vardı. İkincisinde ise umut vardı.  Bu umut insanın içindeki kendini gerçekleyebilme isteğiyle bağlantılıydı. Miss Basit rolündeki Damla Ece Dereli oyunu benim gibi yorumlamış olmalı. Başka bir oyuncu bendeki bu duyguları uyandıramayabilirdi.

20180320_ita_tennessee_williams
Tennie Williams

 Prof. Dr. Nilgün ÇELEBİ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s