Çanakkale Harbi’nin Bir Sırrı…

Seyit Ahmet Sılay yazdı.

Allah bizimledir

Balkan Harbi’nde Osmanlı Ordusu, Bulgarlar karşısında darmadağın olmuştu. Hâlbuki aynı ordu birkaç yıl sonra, dünyanın en güçlü ordularına karşı, düşmanlarıyla kıyaslandığında kıt imkânlarına rağmen birçok cephede emsalsiz bir direniş göstermiş ve dünya tarihine altın harflerle “Çanakkale Destanını” da yazdırmıştı.

Bu “sır” neydi?

Peygamber Efendimiz’in Mekke’den Medine’ye Hicret’ini, o kutlu yolculuğu hatırlayalım. Hepimizin bildiği gibi; Peygamber Efendimiz ve sâdık dostu Ebûbekir düşmana yakalanmamak için Sevr mağarasında gizlenirken, müşrikler iz sürmüşler ve mağaranın önüne kadar gelmişlerdi. Müşriklerin ayak sesleri duyuluyordu. Nerdeyse içeri girip iki sâdık dostu göreceklerdi. Ramak kalmıştı yakalnmalarına… İkinin ikincisini endişe kaplamıştı. Gözlerinde derin bir hüzün… Kendi canından vazgeçmiş Ulu Nebi için endişeleniyordu Ebu Bekir. Çünkü O giderse, Ona bir şey olursa dîn-i mübîn gidecekti. O giderse, zalimler kazanacak, insanlık kaybedecekti. Onun yenilmesi insanlığın yenilmesiydi…

Nitekim Ebûbekir; “Ben öldürülürsem, nihayet bir tek kişiyim, ölür giderim. Fakat sana bir şey olursa, o zaman bir ümmet helâk olur Ya Resûlullah!.” diyordu.

Hz. Ebubekir’ in endişelendiğini gören İkinin Birincisi;

Üzülme! Muhakkak ki Allah bizimledir.” diyerek dostunu teskin etmişti. En büyük makamdaydılar; teselli makamı… Gerçekten Allah onlarla beraberdi, onların yanındaydı. Mağaranın girişi, yıllardan beri kimsenin girmediği bir hâl aldı. Rabbimizin emriyle örümcek ağını örmüştü, güvercin yuvasını kurmuştu.

hicret

Evet, bu “sır” sadece iman etmek ve inanmak değildi. İnanç ve imanının gereğini yapmak; çalışmak, mücadele etmek ve asla pes etmemekti. Umudu kesmemekti Makâm-ı Mahmud’dan.. Allah Resûlü ve arkadaşları gece gündüz demeden çalışmış, mücadele etmiş; Allah’ın indirdiği Dîn-i Mübîn’in izhâr ve intişarında muvaffak olmuşlardı. İslam’ın güneşi doğmuştu insanlığın karanlık ufkunda…

İşte, Çanakkale Muharebelerini diğerlerinden ayıran üstün ruh, ve bu ruhun gereği olarak yapılan mücadelenin ifâdesi; Allah Bizimledir”… Buna olan kesin, sarsılmaz iman ve azim… Nitekim Mehmetçik yüreğine yazdığı Allah bizimledir” ifadesini topuna, tüfeğine, süngüsüne, mermi sandığına nakşetmişti.

Çanakkale’nin geçilmesi demek; İstanbul’un düşmesi, İstanbul’un düşmesi demek; İslâm Âleminin kalbinin sökülmesi demekti. Hâlbuki inananlar, mü’minler şunu çok iyi bilir: “Üzülme! Muhakkak ki Allah bizimle beraberdir.” âyet-i kerîmesi; düşmanın var gücüyle üzerine gelmeye başladığı, belki umutların tükenmeye yüz tuttuğu bir merhalede, mü’minlerin içini ferahlatan, genişleten rahmânî bir soluk.

Bu ifadenin Çanakkale’de ilk kez, o muharebeler sonrası Seddûlbâhir’de tahrip edilmiş bir topun üzerinde yazılı olduğunu görürüz. Dönemin fotoğraflarına baktığımızda tahrip edilmiş topun üzerinde bütün canlılığıyla ve yazılan ilk günün kavi inancıyla durur o ifade: “Üzülme! Muhakkak ki Allah bizimledir.” Nâmutenahi bir rüzgar gibi değer alnımıza süngülerden, mermi sandıklarından…

İşte aşağıdaki fotoğrafta Osmanlı Ordusu tarafından kullanılmış Maxim Makineli Tüfek Mermi Şerit Kutusu görülüyor. O kutuyu bulunmaz bir hazine kılan üzerindeki “Allah bizimledir.” yazısı.

Not: Çok şükür bu sandık artık koleksiyonumda.

IMG-20181203-WA0000

Seyit Ahmet SILAY

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s