400 Yıldır Unutulmayan Sarsıcı Bir Aşk Öyküsü: Mümtaz Mahal İle Cihan Şah

Yücel Feyzioğlu yazdı…

49344490_2415325261814234_6248593669494931456_n

Soylu kadınlar her cuma günü imparatorluk bahçesinde pazar kuruyordu. Bir yanda adalet sarayı vardı, bir yanda yönetim, arkada gülistan bahçeleri. Saray beyleri ve şehzadeler biraz da gönül eğlendirmek için alışverişe geliyorlardı. Şehzade Cihan Şah daha on altı yaşındaydı. O sabah ilk gelenlerden biri oldu. İlk gençlik heyecanı, ilk delikanlılık, kafasında sevda rüzgârı… Sergilerin üstü paha biçilmez eşyalar, takılar, en nadide Hint kumaşları ve yiyeceklerle doluydu. Sergilerin arkasında en renkli elbiseleriyle alımlı kadınlar… Keyifle dolaşmaya başladı Cihan Şah. Bir serginin üstünde kristal parçaları gördü. Bir tane alıp güler yüzlü satıcıya fiyatını sordu. Yüzü ipek peçeyle örtülü muzip satıcı inanılmaz yüksek bir fiyat söyledi. Cihan Şah hiç pazarlık yapmadan, sürpriz bir biçimde kesesine el atıp altınları saymaya başladı. Satıcı kız keyifle kıkırdarken peçesi kaydı, dünya güzeli bir yüz çıktı ortaya. İpek gibi bir cilt, iri gözler, uzun kirpikler… Âşık oldu Cihan Şan. Üvey annesinin yeğeni, Asaf Han’ın kızı Arzuman Banu Begüm’dü o.

“Ne gülüyorsun?” diye sordu Cihan Şah.

“Kandırdım seni. O aldığın elmas değil ki, şeker kristali!”

Cihan Şah durup yüzüne bakakaldı. Ne kadar hoş, ne kadar cesaretli bir kızdı. “Ben de seni kendime eş yapmazsam, görürsün sen!” dedi.

49746383_2415328295147264_6483346810843693056_n

Arzuman Banu Begüm’ün isteği de bu muydu, bilinmez ama yüzü kızardı, gözleri sevdayla parladı. O da onbeş yaşındaydı daha. Nişanlandılar. Dört yıl sonra 1612’de görkemli bir düğün yapıldı… Binlerce kişi gülistan bahçelerini doldurdu. Arzuman Banu Begüm’ün adı Mümtaz Mahal oldu.

49422724_2415333995146694_4376827285307654144_o

On dokuz yıl evli kaldılar. Öyle derin bir aşk yaşadılar ki, bir günleri bile ayrı geçmedi, savaşta ve barışta Mümtaz Mahal hep Cihan Şah’ın yanında yürüdü. O sadece bir eş değildi. Zeki bir danışman, geride durup yol gösteren, sıcak sevgisini hiç esirgemeyen bir kişi. İkisinin döneminde Babur İmparatorluğu incelikte, estetikte, zarafette zirveye tırmandı. Bilim, sanat ve edebiyat gelişti, matematik gelişti…

49612764_2415327661813994_2975322131694354432_o

“Mimari eserlerde dünya hâlâ o kaliteye ulaşamıyor. Ülkenin bir ucundan bir ucuna saraylar, kitaplıklar, kaleler, camiler, medreseler yaptırdı. Tarımın gelişmesi için kanallar açtırdı. İşte Yeni Delhi kalesi! İşte Agra sarayları. Her taşını, her rengini, her ayrıntısını o ikisi seçmiş,” diye ekliyor rehberimiz. Bizi kaleye götürüyor, sarayları gezdiriyor. “Dört bin kişinin yaşam alanıydı burası. Başlangıçta Hindularla bir gerginlik yaşadı ama Cihan Şah dedeleri gibi her inançtan her görüşten insanlara eşit yakınlıkta durdu. İlle de savaşmak isteyenlere karşı ise bir şahin. Burhanpur şehri yakınında bir savaştaydılar. 3. Kızı Gevher Banu’yu doğururken kan kaybından Mümtaz Mahal halsizleşti. Daha 38 yaşına yeni girmişti. Genç kocası cepheden koşup çadıra geldi. Umut kalmadığını görünce önünde diz çöküp yaşlı gözlerle sordu. “Son bir arzun var mı?”

49394408_2415336451813115_4393384169485369344_n

“Var,” diye cevap verdi Mümtaz Mahal. “Benden sonra başka kadından çocuk yapma ve aşkımızı dünyaya yayacak güzel bir mezar yaptır!” Gözlerinden süzülen doyumsuz aşkın son damlaları yanaklarında kaldı.

Cihan Şah, eşinin bedenini gül sularıyla yıkattı, dört yakını ile mezara taşıttı ve iki yıl boyunca yas ilan etti. Kendine gelemedi. Instrumentalmusik dinlemedi, pahalı elbise giyinmedi, parfüm kabul etmedi, takılarını kenara bıraktı, yaşayacak kadar yedi, hiç bir kadına kıza bakmadı, devlet yönetimin önemli bölümünü oğullarına bıraktı. Hergün ucuz beyaz elbiselerle eşinin mezarına gitti, güneş doğuncaya kadar onun başında bekledi, acısını dindiremedi. Saçları bembeyaz oldu.”

49411212_2415336981813062_7534737775359164416_o

Beyaz elbise hâlâ Hindistan’da yas elbisesi olarak giyiniliyor. Ben de Taç Mahal’a beyaz elbise ile gittim. Cihan Şah’ın yasına ortak olmak istedim. İkisinin aşkı ile ilgili binlerce yazı, binlerce hikâye var. Birçok yazı okudum, hikâye dinledim, bu unutulmaz hikâyenin gözden kaçan yanı var mı, ben o yanıyla yazayım dedim.

49285344_2415326511814109_4789369927859437568_o

Taç Mahal’in Yapımı

Rehberimiz anlatmaya devam ediyor: “Taç Mahal’ı Jamuna ırmağının kıyısında planladı. Yapımı 22 yıl sürdü. 225 km uzaktan 1000 (bin) fille en değerli mermerler taşındı, Fatehpur’dan kırmızı kumtaşları. 20 bin işçi, taş ustası, mimar, hattat çalıştı. Yüzbinlerce sedef, akik, firuze taşları, safir, elmas, ayrıca 42 zümrüt, 142 yakut, 625 pırlanta ve 50 adet inci mermer duvarların içine zerk edildi. Kubbeyi bitirebilmek için 4 km. uzaktan rampa kuruldu. Bu şaheserin dört bir yanına Yasin Suresi’nin tamamı, İstanbul’dan davet edilen Hattat Serdar Efendi tarafından değerli taşlarla işlendi.

49898373_2415333691813391_4476699169158856704_n

Her metrekaresini Cihan Şah’ın kendisi denetledi. Dört köşeye kurdurduğu dört minarenin dışa doğru eğik olmasını istedi ki, deprem olursa minareler içe devrilip Taç Mahal’ı zedelemesin, sevdiceğini incitmesin. Çevre düzenlemesi yaptırdı, bahçeler açtırdı, su kanalları döşettirdi. Dört bir yanı duvarlarla çevrildi. Her biri sanat eseri olan giriş kapıları koydurdu. Kendisi hep batı kapısında Taç Mahal’a gelir, havuz boyunca yürür, Taç Mahal’a girerdi. Her seferinde dünyası bir daha kararırdı Cihan Şah’ın. Anıtın bakımını 30 köye bıraktı. Onlar yılda 200 bin Rupi karşılığında bu görevi üstlendiler. Kendisi için de nehrin karşı yakasında aynı boyutlarda siyah mermerden bir anıt mezar tasarladı. Bu iki anıt biri siyah, biri beyaz mermerden iki köprüyle birbirine bağlanacaktı. Ama olmadı. Neden mi?”

49327495_2415329608480466_4325760768403308544_o

Evrengzeb Şah’ın Darbesi

Cihan Şah kendinde devlet yönetecek gücü bulamıyordu. Büyük oğlu Dara Şikan’ı yerine getirmeyi düşünüyordu. Dara Şikan, dedesi Ekber Şah’ın “Bütün Irmaklar Okyanusa Akar” cümlesini başlık yaparak bir kitap yazmış, halk içinde saygınlık kazanmıştı. Dedelerinin geleneğini daha da kökleştirmek istiyordu, ama naif bir insandı. Onun yerine karısı öldükten beri sarayın baş sultanlığını yürüten büyük kızı Cihanara’nın şah olmasını düşündü Cihan Şah. Kızları anneleri gibi zeki, eğitimli ve güzel insanlardı. Ama kendi ayarlarında erkek bulamadıkları için evlenememişlerdi. Saraydaydılar. En küçük oğlu Alemgir Evrengzeb ise Dekkan’ı yönetiyordu. Babasının “müsrif olduğunu, bütün devlet bütçesini boşa harcadığını, hazineyi iflas ettirdiğini” söylüyor, onu yeni bir anıt yaptırma niyetinden caydırmak istiyordu. 1657 yılının karanlık bir gecesinde baskın yaparak Dara Şikan’ın taraftarlarıyla savaşa tutuştu, onları bertaraf edip ağabeyinin kafasını kopardı, paketleyip babasına gönderdi. Sarayın sularını kestirdi. Babası yıkılmış bir biçimde: “Şansının yaver gideceğini sanma!” diye yazdı. O da hemen: “Ne ekersen onu biçersin!” diye cevap verdi. Çünkü Cihan Şah da kardeşleriyle çatışarak iktidara gelmişti.

49528551_2415335015146592_6671555000763678720_o

Alemgir Evrengzeb babasını tutukladı. Binbir emek harcanmış sarayın sol kanadında küçük bir odaya kapatarak iktidarı eline aldı. Başka bölgelerde vali olan kardeşlerini de öldürdü. O ana kadar sürdürülen politikaları terk etti. Bütün Hindistan’ı müslüman olmaya zorladı. Müslüman olmayanlara yeniden cizye vergisini koydu. Hindu tapınaklar yapılmasına izin vermedi, eski tapınakları yıktı. İslam şeriatını ülkede hakim kılmaya çalıştı. Lahor kalesindeki Padişah-Camii’nin dışında mimari bir eser bırakmadı. Geçimini Kuran kaligrafisinden, Kuran kopyalamaktan ve ördüğü feslerden karşıladı. Hindu kral ve beyleri görevden aldı, onlara karşı savaşlar yürüttü. Kısa sürede binlerce din ve inanca sahip bütün halkın desteğini yitirdi.

49103528_2415333298480097_797529389112754176_n

Babası Cihan Şah ise kuru bir sandalyenin üstünde oturup 8 yıl boyunca ırmağın öteki yakasında yükselen Taç Mahal’a bakarak zamanını doldurdu. Büyük kızı Cihanara bakımını üstlendi. Bir sabah içeri giren nöbetçi Musa Buri Cihan Şah’ı yine sandalyede oturur buldu. Gözleri Taç Mahal’a bakarak son nefesini vermiş, gözleri açık kalmıştı. Cenazesini yıkayıp Mümtaz Mahal’ın yanına defnettiler.

Alemgir Evrengzeb Şah cenazeye gelmedi. 49 yıl iktidarda kalmasına rağmen eski birlik ve coşkuya bir daha dönülemedi. Ancak 89 yaşında ölmeden biraz önce hatasını anlayabildi. Şu ünlü sözleri günümüze kaldı: “Bu dünyaya yalnız geldim, yabancı olarak da gidiyorum. Kimim ben, niçin bu dünyaya geldim, bilmiyorum. İktidar dönemim geriye sadece acılar yığını bırakıyor. Benden sonra kaos olacağını görüyorum…”

49721903_2415335811813179_8867390909545709568_n

Ondan sonra gelenler de artık birliği sağlayamadı, imparatorluk kaos içine yuvarlandı, her geçen yıl güç kayıp etti, zayıfladı. En son İmparator Bahadır Zafer Şah’ın iktidarı ancak Yeni Delhi kalesinin içinde geçerli oldu. İyi bir şair ama savunmasız bir adamdı. 1857 yılında İngilizler Hindistan’ı işgal ettiler ve İmparator Bahadır Zafer Şah’ı tutuklayıp Burma’da Rangun zindanlarına kapattılar. Yaşamı o zindanda sefil bir biçimde son buldu. Üç oğlunu da yakalayıp sorgusuz yargısız astılar. İmparatorluğun son ışıkları da bu şekilde söndürüldü, 330 yıl süren destan unutulmaz bir dramla perdelerini kapattı.

49294875_2415334791813281_602375339426971648_o

Şimdi her giden turiste, ziyarete gelen her Hintliye o destanın sahneleri gösterilip hikâyeleri anlatılıyor. “Sadece Taç Mahal’ın günlük ziyaretçisi 40 bin kişi,” diyor rehberimiz. “Cuma günleri ziyaretçi kabul edilmiyor. Müslümanlar Cuma namazını burada kılıyor.”

49594140_2415327365147357_3489805178771603456_o

İrili ufaklı minyatürleri, resimleri, yazboz tahtaları, kalemleri, videoları, gömlekleri bütün dünyada satılıyor Taç Mahal’ın. O şimdi Hindistan’ın simgesidir. Sevdanın dünyadaki tek mabedi. “Gökyüzünden dünyanın yanağına inmiş sevdanın gözyaşı damlası.” Cihan Şah ile Mümtaz Mahal müzikalleri, filmleri, tiyatroları bütün dünyada turneler yapıyor, hayranlıkla izleniyor. Aşk öyküleri, haklarında yazılan romanlar her zaman geniş kitlelerle buluşuyor.”

49686477_2415331071813653_1119997088474595328_o

Onları anlatan kültür sanat kurumları doğmuş. Bollywood sanatçıları birkaç yüz metre ileride Cihan Şah ile Mümtaz Mahal tiyatrosunda hergün bu unutulmaz aşkın hikâyesini oynuyorlar. İlgiyle izliyoruz. Bugün Hindistan’ın en büyük turizm geliri Taç Mahal’dan sağlanıyor, Taç Mahal baştacı ediliyor… Cihan Şah ile Mümtaz Mahal ülkenin en azizi sayılıyor.

49827685_2415334288479998_9195701031445463040_o

Yücel FEYZİOĞLU

400 Yıldır Unutulmayan Sarsıcı Bir Aşk Öyküsü: Mümtaz Mahal İle Cihan Şah” için bir yorum

Kendininkini ekle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: