Kırgın Günce…

Rahmi Şeyhoğlu yazdı…

kendinle savaş.jpg

Aralık 2015

-Anlamıyorlar. Ben yoruldum sadece. Kendi kendimle yarışmaktan ve gerçeklerimi hayallerime benzetmeye çalışmaktan yoruldum. İnanmaktan yoruldum. Anlamaya çalışmaktan yoruldum. Ve artık susmaktan yoruldum. Kendi kendimle konuşmaktan yoruldum.

-Konuş sende, hep içine kapanıyorsun.

-Konuşmak mı? Bulamıyorum, insanlarla ortak bir dil bulamıyorum. Neyin sesini dinliyor insanlar anlamıyorum. Konuşuyorlar, birbirlerini ne anlıyorlar ne de dinliyorlar. Yüzyüze iken hee, hııı diyorlar, arkadan farklı konuşuyorlar. Dehşet bir şey. Kimse düşündüğünü söylemiyor ve daha dehşeti kimse kendi konuştuğuna da inanmıyor. Çünkü ya yalan söylüyor ya da bilmeden konuşuyor.

-Demek ki yalanla da yaşanabiliyor.

-Bu sosyal şizofreni. Gerçeklik ortadayken, apaçıkken bambaşka dünyaların yaşanıp gerçeklerin görmezden gelinmesi. Nereye gidilebilir böyle?

-Her şey harp malzemesi gibi kullanılıyor. Tarih, değerler, her şey…

şizofre

-Korkunç olan değerlerin pragmatizme malzeme yapılmasıdır. Değersizleştirmenin en kısa yoludur. Değerleri ucuz işlerde kullanıp, temsil ettikleri ve çizdiklerini gözardı edemezsiniz. Bunun bir sonrası dini değerler ve tanrı fikridir ki ne kadar “işe yarıyor”a getirir toplumu. Her şey işe yarayıp yaramama ile hele bu politik faydacılık olursa ki -gidişat o yönde- dindar görünen inançsızlar türetirsiniz. Doğru ve yanlışın ölçüleri olmalı ve bana göre sana göre olmamalı. Yoksa sonu kuralsızlık, anomidir. Ve insanlar ortak değerlerini kaybedip bana göre sana göreye düşerlerse, asıl şizofreni o zaman anarşiye dönüşür. Konuşulan kelimeler farklı çağrışımlar yapıyor ve insanlar ortadaki gerçeğin ne olduğuna değil, kendileri için fayda ve zarar analizine girişiyor bir anda. İnan bu durumda peygamber gelse o bile fayda-zarar testine tutulur. Bu kadar cahilce tavırlar eblehliği artırır ve bir süre sonra benimsenir hale gelir, ki gelmişte. Farklı fikir denilince hep siyasi fikirler akla geliyor. Hayır, farklılık fikirlerde ve diğer alanlarda ise değerlidir. Bu kadar, her şeyde siyasete bulanmak sıhhat alameti değil. Siyaset her zaman münafıklara alan yaratır. Çünkü siyaset oynak bir zemindir ve sağlam, dik duranlar kayar gider üzerinden. O sebeple sistem olmalı ve o sistem oturmuş olmalı her alanda. İnsanlar, üretmek isteyen insanlar, günübirlik işlere malzeme olmamalı. Bir memleket kendini başka ülkelerle önce eğitim ve bilgi ile mukayese etmeli. Diğerleri sonra gelmeli. Derin bir iç çekti. Yüzüme baktı. Yüzündeki umutsuzluk içimi acıttı. Elini, neyse der gibi salladı ve gitmek için kalktı. Giderken dönüp son bir acı gülüşü vardı ki, yüreğime oturdu. Hasbilik, samimilik tablo olsa ancak bu kadar güzel ifade bulurdu.

Kasım 2014

kahvehane

Cebindeki son paraydı. Son para… Biten sigarasını alabileceği, kahvede iki çay içebileceği son para. Bir günlük yevmiyesinin onda biri. Amele adamdı. Günlük işlerde çalışan. Onun için mühim meblağdı. Rasim Bey ile yıllardır tanışırdı, onu iş olunca çağırırdı. Sev Allah sevdir Allah. Rasim Bey sevmişti onu. Dürüsttü, çalışkandı O da Allah için. Rasim Bey adam sarrafı idi. Dürüstün, çalışkanın hep elinden tutardı. Onu da iftara çağırmıştı. Her yıl çağırırdı. Pideleri yavaşça sofraya koydu. Kimse fark etmedi bile hatta önemsemediler ve hatta küçümsediler belki de. Sustu, sadece sustu ve köşede bir yere oturdu. Son parasını harcamıştı hâlbuki… Ne tuhaf kimsenin umurunda değildi. Bir teşekkür olmasa da gözleriyle ne iyi ettin diye bir tebessüm eden olsaydı. Son parasıydı. O, bu para ile iki çay içerdi ve akşamı ederdi Köse Hasan‘ın kahvede. O, bu para ile başı dik gezerdi. Ama kimsenin umurunda değildi. Birilerinin umurunda olsun diye de yapmamıştı, ama garipliğinin üstüne bu fedakârlığının da küçümsenmesi gücüne gitmişti. Nasıl farkında olacaklardı ki? Hepsi memur ya da esnaf adamlardı. Maaşlı, ikramiyeli, paralı… Üç kuruşluk bir halkalı pideyi kim umursardı. Hepsi köftecide köfte yiyen adamlardı. Yabancı kaldığı bu sofrada bütün yabancılaştı. Kalkıp gitmeyi düşündü. Ondan başka herkesin üstü başı da düzgündü. Onun fedakârlığını kim anlardı? Keşke pideleri getirmeseydim diye düşünürken omzuna dokunan bir elle irkildi.

-Ne iyi ettin. Nerden aklına geldi? Ne zamandır canım çekiyordu. Çocukken çıraklık ederdik ve öğlenleri halkalı pide alırdık. Arasına tahin helvasını koydun mu? Hımmm ne güzel olur. Sağolasın Halil Efendi.

Gözleri ışıldadı. Yüreği pır pır etti ve artık iftar yemeğinin sığıntısı değil, şeref misafiri gibi hissetti. Ve gün görmüşlük, değer bilirlik ayrı şey, dedi. Ardından hürmetle baktı Rasim Bey’e. Kıymet bilenin kıymeti bu yüzden oluyor. Rasim Bey büyük adam be, diye mırıldandı.

Ekim 2014

gazozlarrrr

Bakkaldan ekmek alıp getirdim diye önce oruç musun? diye sormuş sonra da kendime iftarlık gazoz alıp hesabına yazdırmamı istemişti. İftara daha üç saat varken. Elimde buz gibi gazozla çaresiz kalakalmıştım. Onu ısınmadan temmuz sıcağında saklamak ve küçük yaşta onun ferahlığını hissederek sabır göstermek. Elimde  “Şifa” gazozu ile eve gelmiştim. Annem yüzümdeki sevinçle karışık çaresizliği hissederek elimden almış ve onu soğuk kalması için bir poşet içinde o yılların buzdolabı görevini gören kuyuya sallamıştı. Kuyuya törenle salınması hala gözümün önünde ve dakika dakika iftar saatini hesaplayışım ve iftara yakın onu tekrar çıkarışımız. Akşama kadar aklım onda kalmıştı ve iftar saati ondan aldığım ilk yudumun lezzeti ve bütün aile fertlerine birer yudum ihsan edişim. Onun damağımda bıraktığı lezzet hala hiç bir içecekte bulamadığım lezzettir.

Sabır talimle ve tecrübe ile oluyormuş.

saaat

Rahmi ŞEYHOĞLU

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: