Düğünde Bir Davul Kaldı Bizim Olan Bir De Zurna

Arif Bilgin yazdı…

davul zurna

Biliyor musunuz, eskiden köylerin ve küçük kasabaların çoğunda Emanet Gelinlik ve Damatlık varmış. Kimler evlenecekse o emanet gelinlik ve damatlığı ister, kirli ise temizler ve düğünde giyermiş. Damatlık bolmuş, pantolon paçaları yerlerde sürünüyormuş, beline kemer takınca iki üç yerinden katlamak gerekiyormuş; gelinlik incecik kıza haral giymiş gibi bol oluyormuş, ya da şişman kızın bedenine sımsıkı oturuyormuş, kolları birer karış taşıyormuş, kimsenin umurunda olmazmış. İğne iplik ile “Şurasından kıvıralım, burasından katlayalım” diyerek bedene uydurulurmuş. Düğün bitince de ya muhtara gönderirlermiş ya da bir sonraki düğüne kadar kendilerinde dururmuş…

Belki bunlar fakirliğin, görgüsüzlüğün ve biraz da geleneğin eseridir; ama günümüzdeki gibi bir iki defa giyeceği gelinliğe iki üç bin lira, hatta beş altı bin lira vermek çok mu görgülülük, akıllılık işi? Sizce bu kadar pahalı, gösterişli, paranın, zamanın ve emeğin adeta suya saçılması gibi israflı düğünlere gerek var mı? Doğru mu? Daha bizim geleneklerimize uygun, saçma sapan adetlerin terk edildiği, mümkün olduğu kadar masrafsız düğün yapılsa kıyamet mi kopar?

El gördülük iş yapmak, “Kele anam bilmem kimin gızının düunu şo salonda olmuş, nirelerden orkestra getirilmiş; benim gızımın ondan niresi aşşa? Biz de isterik”

gelinlik

Düğün değil adeta bir krala, kraliçeye taç giydirme töreni gibi elli çeşit çoğu saçma sapan çocuk oyunu gibi işlerin anlamı var mı?

Tabak alınacakmış; çıkılır çarşıya ki vay anam vay, beş kat çamaşırdan terliklere, ayakkabılara, içeride, dışarıda, gezmede giyilecek elbiselere, gelinin anasına şu, babasına, kardeşlerine, emmisine, dayısına, teyzesine, halasına, yeğenlerine bu alınır; alınır da alınır… Yetmez, üzerine takılar, çerezler bile eklenir.

Yok kına gecesi için bir rengarenk acayip bir kına elbisesi, kına, mum, tepsi, gelinin eline kına yakılacağı anda kınanın içine konulacak en küçüğünden çeyrek altın, çerez, meyve suları ve müzik…

Sonra düğün hazırlığı…

Damadın babasının yüreğine köz gibi oturan masraflar dizisi…

Salon tutulacak ve bir de yemekli olacaksa nereden baksan 10 – 15 bin lira…

Gelinin başı yapılacakmış. İlle gelin tarafından gelecek beş altı genç kızla gidilecek, onların da saçı yapılacak. Neden onlar da eklenir? Neden? Yüzlerce belki binlerce lira harcanacak. Orkestrası, fotoğraf çekimleri, gelinlik, damatlık, tahtırevan, beş katlı, yedi katlı pasta, binlerce liralık takılar…

Havai fişekleri de unutmayın… Hele hele görgüsüz, düşüncesiz, topluma uymayan kişilerin silah sıkmalarını da

Ertesi günü gelin getirme; davul zurna, arabalar, turlar, şurada fotoğraf çektirme, burada yemek yeme icatları…

Öte taraftan gelinin annesi taa on sene önceden zaten başlamıştır hazırlığa… Tepsisinden yatak takımına, olacak bebesine giysilerden seccadesine kadar hazırlar da hazırlar. Düğün yaklaşınca da anlaşmaya göre üzerlerine düşen mutfak ile beyaz eşya mıdır, yoksa mutfak ile yatak odası mıdır onlar da alınır ve daha neler eklenir neler…

Daha çok erkek babasının evi başına yıkılır. Aylarca ödemekle bitmeyecek borçların altında kara kara düşünmeler başlar.

Nedendir bunlar? Sadeleşemez mi? Zahmet ve masraf azaltılamaz mı? Azaltılırsa kim karışır? Siz halkı mı memnun etmek istersiniz, Hakk’ı mı? Seçin artık.

“KELE ANAM EL NE DER SOONA, HERKEŞ YAPMIŞ BİZ DE YAPARIK. BENİM GIZIM KİMİN GIZINDAN AŞŞA” diyorsanız ne diyelim? Oysa peygamberimiz ne diyor: “En hayırlı evlilik, en masrafsız evliliktir.”

zurnanana

Arif BİLGİN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: