Suretler Ve Siretler

Osman Alakel yazdı…

suretisiretttttt

“Hakikatte benim aslım, yokluk âlemindedir.  Şu gördüğün suret, benim zatım değil, sana karşı bir misalimdir.”
Mesnevi, Mevlana Celaleddin-i Rumi

Hakikat karşısında kurduğumuz tüm cümleler zihnimizin idrakinden öte bir şey değil aslında. Beyana sığmayan düşünceler canlılıktan ötedir. Ama insan varoluşunu sürdürdüğü müddetçe anlama ve anlamlandırma süreci devam edecektir. Siretin ölüme mahkum edildiği ve insanın suret üzerinden tanımlandığı bir çağda insan üzerine cümleler kurmak daha da anlam kazanıyor.

“İnsanın kendi yüzünü görmesi yasaklanmıştı; saygıyla, kendini küçülterek dizüstü çökmesi, sudaki bulanık yansımasına bakması gerekiyordu. Ama aynaların bulucusu, insan ruhunu zehirledi.” Aynalarda idi artık tüm görmek istediklerimiz. Aynalar artık insanı gizlemekteydi. Yüzlerin değil kafaların yansıması idi artık görünen bu gölgeler, içinde sonsuzluğu gizleyen, bitmek bilmeyen nice arzuları ve nice acıları hapsettiğimiz bu sefil gölgeler anlamsızlık denizinde anlamsızca yol almakta idi. Suretti artık değer gören. Yaşamı surete has kılan insan; kendini ve manasını yitirmişti. O yüce emanet fütursuzca heba edilmekteydi anlamsız hazlar uğruna. Buna en büyük şahit kendisidir insanın. Hedefini kaybeden insan için yaşamak ne kadar anlamlı olabilirdi?

Kendisi değil midir insanin kendine en büyük cezası?

suretaaaaa

Görünenin dünyası hakikatin ve aldatmacanın ışık ve gölge oyunlarıdır. Muğlaklıkta hayat bulur şeyler. Mana kendini görünende açığa vurur. Görünen kendisinin dışında bir şeye işaret eder ve karşıtı sayesinde var olur. Mana bir anda ortaya çıkmaz, görünen aracılığıyla kendini ortaya koyar. Böylece kendini, kendisi haricindeki bir şeyde gösterir. Mananın görünende kendini açığa vurması onun hareketinin göstergesidir. Mananın atıl ve edilgen olmadığına kanıttır. Mana onun varlık sebebidir, ona değer katan, onu canlı kılan…

Şeyler kişileşir ve kişiler şeyleşir. Şeylere bir iradeye ve bir bilince sahiplermiş gibi hareketleri bilinçli ve iradiymiş havası verilir. Ve insanlar şeylerin hareketlerinin faillerine ve yürütücülerine dönüşürler. İnsanların iradesi ve bilinci şeylerin nesnel gidişatı tarafından belirlenir. Şeylerin hareketi insanların iradesi ve bilincini kendi ortamı olarak işe koşar. İnsan kendisine yabancılaşmıştır. İnsan özünden koparılmıştır. Bilinç askıdadır. Düşüncenin ölümü insanın da sonunu kaçınılmaz kılar.

inzivavavavava

İnsan yığınları bir toplumdan öte bir sürüdür artık. Burada bir sürü psikolojisi vardır. Ahlak değil sürü kanunları hüküm sürer burada. Sürü üretim ve tüketim sisteminin metasıdır. Hazlar ve hız dünyasında suretler adeta gözlerimizin içine sokularak zihni melekelerimiz dumura uğratılıyor. Irksal, ideolojik kültürden tektipleşen tüketim kimliğine doğru yöneliştir bu! Görüntülerle ve seslerle uyuşturulan yığınlar kolayca manupule edilebilmektedir. İnsan üretimin ve tüketimin nesnesi olma kıskacından nasıl kurtarılabilir?

Görüntülerin egemenliğindeki bir dünyada öz ne yapsın?

Düşünnmeyi, idraki, tefekkürü, bilinci yitiren insan artık sadece bakmaktadır. Görmek yerine bakmayı tercih eden öznedir O. Gözle bakan insanlar varolanı görür ama okuyamaz. İnsan okumak için yaratılmıştır. Baktığı harflerdir. Manayı anlamak icin görmelidir ve okumalıdır. Akıl ile kuşattığı, ihata ettiği muhit içinde ne varsa görüş alanı içinde de olmasını ümid eder. Görüyorum, öyleyse var, görmüyorum, demek ki yok demektedir insan.

Hakikati arayanlar, siretlerin peşinde koşar ve koşmalıdır.

Ara sokaklara dalmalı, patikalarda yürümeli. Kalabalıklara, sayıların büyüsüne, vitrinlerin ışıltısına ve popüler olanın büyüsüne karşı dikkatli olmalı. Büyük meydanlarda ve caddelerde süsler, lambalar ve taklar vardır. İnsanların tek tipleştiği çağda meydanlar ve caddelerde birbirinin aynısıdır. Hakikat büyük meydanlara ve caddelere yabancıdır. Yabancılaşmanın vücud bulduğu yerde aynilesmek kaçınılmazdır.

Farklı görünmeye çalışırken tektipleşmek cemiyete uyum sağlamak herkese benzemek bende sizden biriyim, benden korkmayın diyerek topluma kendini teslim etmek yaşadığımız çağın gerçeğidir. Kalabalığın konforlu ve güvenli alanında insan varoluşunu gercekleştirebilir mi? Kendini yalnızlıkta bulamayan için başka bakılacak neresi vardır?
Yalnızlık sadece yalnızlıkta var oluyor, kendini paylaşarak kendi olabilir mi insan? Aynada görünen benlik, teklik; cemiyet icinde sıradanlaşır yabancılaşır. İnsanın varoluş iddiasından vazgeçmesi ve sürüyü güçlü kılması ve gücü var etmesi! Somutun Dünyası ile insanın diyalektiği. Aynı zamanda insanın ölümü!

dyığınnnnn.jpg

Osman ALAKEL

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: