Kimsenin Oku(ya)madığı Marş

Muaz Ergü yazdı…rgrtgrthtrhtrh.png12 Mart 1921 İstiklal Marşı’nın Milli Marş olarak kabul edildiği tarih. Bu tarihte halen İstiklal Harbi devam ediyor. Daha Cumhuriyet ilan edilmemiş. Bilcümle İslam Milletinin ölüm kalım mücadelesi… Bu toprakların vatan olarak kalması ve İslam Kalesinin emperyalistlerce düşürülmemesi için verilen canhıraş mücadele bütün hızıyla sürüyor. Yokların, yoklukların içinde bir varolma mücadelesi… Tam bu ateşten günlerde Mehmet Âkif’in sadrından bir dua niyetine süzülüp geliyor İstiklal Marşı. Bir büyük moral oluyor… O destansı mücadele Âkif‘in mısralarında ölümsüzleşiyor. Sesin, sözün, duygunun şaha kalkışı… 

29 Ekim 1923’de Cumhuriyet ilan ediliyor. O zor, ıstıraplı günlerin ardından Cumhuriyet… İlan ediliyor edilmesine ama artık eskiden yavaş yavaş kopuşun ayak sesleri duyulmaya başlanıyor. insanları kavga meydanına götüren ruhun göçüp gidişi… İstiklal Harbini var eden, istiklali mümkün kılan iradenin tasfiye edilmesi süreci işlemeye başlıyor. Ağır hesaplaşmalar, kırılan döküle gönüller, küsüp giden yürekler… İstiklalden kopuk bir bağımsızlık, cumhuru olmayan bir cumhuriyet, neye benzediği bilinmeyen sosyal hayat, dini ve milli her türlü simgenin cüzzamlı muamelesi görmesi… 

Savaş meydanında öldürülen bütün hırsların, düşmanlıkların, kinlerin hortlaması… Cumhuriyet Türkiye’sinin resmi ideolojisi geçmişle ve onu anlamlandıran bütün değerlerle kıyasıya hesaplaşıyor. Yanına aldıklarını alıyor, alamadıklarını sürüyor. Bu hesaplaşmada İstiklal Marşı ve Onun müellifi Mehmet Âkif de var. Her yerde okutulan, hatta okunması zorunlu hale getirilen ama İstiklal ruhundan tamamen uzak bir marş ve sürgünle, peşine hafiye takılmakla, fakr-u zaruret içinde yaşamakla cezalandırılan Âkif. Resmi ideolojinin soğuk, kopuk dünyasına hapsedilen, sistemin baskıcı bir aygıtına dönüşen milli marş. 

hykyujyukyukyHer 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabul günü olarak kutlanır. İstiklal Marşı ve İstiklalden nasiptar olmayan, sonradan görme elitizmin ve zorlamanın soğuk rüzgârında birkaç beylik cümle ve şiire hapsedilerek kutlanır bu gün. Sanki İstiklal Marşı ve onun müellifi Âkif’i anlamamak, anlayamamak üzerine kurulmuş bir seremoni yaşanır. Savaş meydanlarında tarumar edilmiş düşmanla, Batıyla, emperyalizmle sarmaş dolaş olarak hayatını devam ettiren Cumhuriyet’in elitleri milletin marşını millete bir zulüm aracına çevirmiş ve her gün bize İstiklal Marşı okuttururken Türkiye’nin istiklal ve İstikbalinin köküne kibrit suyu dökmüşler. Milli mücadele sonrası tarihimiz büyük oranda milli mücadelenin mirasını yemekle geçmiş. Naklen marş okutulmuş ama marşın söylediği dışında ne varsa hep onlar olmuş. Bir tek marşın işaret ettikleri olmamış, oldurulmamış.

Mehmet Âkif bir milletin istiklal marşını yazmış şair ve dava adamı olmasına rağmen bir türlü milletle bir araya getirilmemiş hatta cumhuriyet elitlerinin, statükonun milletle arasına çektiği duvarda kaybedilmiş. İstiklal mücadelesinin en başından en sonuna kadar yazılarıyla, şiirleriyle, vaazlarıyla bu mücadeleyi ateşleyen, bu mücadeleye kan pompalayan Âkif ne yazık ki oyun bittiğinde saha dışına itilen bir oyuncu muamelesine maruz kalmış. Bırakın ödüllendirilmeyi, rahat etmeyi çok büyük sıkıntılar, yıkımlar yaşamış. İstiklal Marşı da hepimizin idrak ettiği üzere içeriğinden arındırılmış, bir ritüel havasına sokulmuş. Millet marşıyla ve Âkif’iyle bir türlü dolaysız, direkt buluşamamış. En acısı da 12 Eylül ve dahi bütün askeri darbelerde mahpuslara doldurulan vatan evlatlarına dipçik zoruyla İstiklal Marşı okutulmuş, adeta bir işkence aracı olarak kullanılmış.

Yıllardır her yerde ve zamanda İstiklal Marşı okuyoruz. İçeride, dışarıda her yerde… Peki, bunca zamandır okumamıza rağmen istiklalini yitirmiş, istikbalini bulamamış bir millet olmak nasıl bir paradoks? Bu işte bir iş var. Bu zamana kadar milletin hayrına olmamış olan işler. Bütün işlerin bu derin ve kadim milletin lehine çözülmesi, uzunca bir süre akim kalmış istiklalin ve istikbalin aydınlığında yürüyüşümüzü yeniden devam ettirmek umuduyla… Yaşasın istiklal! Yaşasın İstiklal Marşı!

Muaz ERGÜ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: