Yaşken Eğemediğimiz Ağaçlar

Mine Poyraz yazdı…

mememememe

Mehmet abi, otuzbeş kırk yaşlarında, cüsseli ama zekası 5-6 yaşlarındaki çocuk zekâsına sahip bir komşumuzdu. Çocuklar için ait olduğu çevrede her şey hayatın normalidir ya, Mehmet abi de hepimiz için normalin bir parçasıydı. Mahallemizin bütün çocukları onu çok sever, ebeveynlerimiz de onunla iletişim halinde olmamızdan zerre kadar rahatsız olmazdı. Kekeme konuşmasıyla (bazen de biz eğlenelim diye abartarak) hepimizi güldüren, merhametiyle tüm çocukların arkadaşlığını kazanan bu güzel yürekli dev, dostumuzdu bizim. Annelerimiz bize her seslendiğinde “Tamam anne birazdan geliriz” desek de oyundan vazgeçemeyip oyalandığımızda, oturduğu yerden kendisi de seslenir, kekeme konuşmasıyla çolak elini ve aksak ayağını göstererek “Annemin sözünü dinlemedim, damdan düştüm, böyle oldum. Siz de böyle olursunuz sonra, annenizi dinleyin” diye uyarırdı bizleri.

Bir gün halamların semtinde, bir çocuk ordusunun, birilerini taşla sopayla kovaladığına tanık olduk kardeşimle. Taşla, sopayla arkasından koşulan kişinin Mehmet abi olduğunu fark edince donakaldık. Mehmet abi, kimi zaman kaçmaya ara vererek duruyor, kalabalığın karşısında kendisini korumak için çolak elini kafasına siper ediyor, diğer eline aldığı küçük taşları, çocuk ordusuna atar gibi yapıp avucunu gevşeterek kendi arkasına bırakıyordu (her zamanki merhametiyle…). Yoruldukça zaman kazanmaya çalışıyordu sanırım. Şu an kardeşimin yüzündeki ifade geldi gözlerimin önüne. Nasıl da dehşet vericiydi… Şaşkınlığımız, aczimiz, çaresizliğimiz, acımız peşpeşe yansıyordu sanırım yüzümüze. Kardeşimin yüzünde okuduklarımla, aynıydı duygularım. Ağlıyorduk..!

asdfgthyjkıopşlokıujyhtrew

Kardeşim, şokunu atlatamadan, gerilmiş bir yaydan fırlayan ok gibi üzerine atıldı ilk önüne gelen çocuğun. Kim ayırdı bu hırçın kavgadan kardeşimi hatırlamıyorum. O acımasız çocuk canilerin, Mehmet abiyi taşla sopayla kovalamaktan nasıl vazgeçtiklerini de…! Ve sonrasını da… Her travmada olduğu gibi unutma eğilimi göstermiştir zihnim belki. Sanıyorum özellikle kardeşim için bir kırılma noktasıydı bu olay. Çünkü o günden sonra kimse diş geçiremedi kardeşime. Hayatımızda neleri, hangi kararlarımızı etkilemiştir kim bilir; çocuk ruhumuzda açılan bu gedik, bu travma…

Biz o sokaktan taşındıktan yıllar sonra bir ara tatilinde eve geldiğim gün Mehmet abiyi sordum bizimkilere. Öldürüldüğünü söylediler, hüzünle. Pek yetişkin, pek akıllı,… bir grup insan, bir zehirli ot yedirmiş. Zavallı, zekâsıyla alay edenlerin kahkahaları eşliğinde yemiş otu. Sonra olaya tanık olan birkaç insan evladı hastaneye götürmüşler, midesi yıkanmış ama kurtarılamamış.

Onun hikâyesi her aklıma geldiğinde toplumumuzdan, sürü psikolojisinden, insan görüntülü mahlukattan ve hatta adına yaşamak dediğimiz bu işkenceden midem bulanıyor.

O çocuk ordusunun minik zalimleri nasıl bir yetişkin olmuşlardır acaba? Nasıl bir eş, nasıl bir baba, nasıl bir esnaf, nasıl bir memur, nasıl bir amir,..?! Bu çekirdekten yetişmeler, güvenilmezliğin etkin bir parçası olarak, güven toplumunu talep edebilirler mi?

Yaşken eğemediğimiz ağaçlar, yarınlarımızı orman kanunlarına..!

assas

Mine POYRAZ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: