‘Türkiye’nin Ulu Camileri’ Eserinin Tenkidi

M. Ali Abakay yazdı…

musssss.jpg
Mustafa Cambaz

İslam Coğrafyamızın herhangi bir yerinde ilk yapılan ibadetheneler genelde “kadîm-eski” şeklinde isimlendirilir. Bu ibadethaneler büyüklüğü, ihtişamı ile diğer ibadethanelerden ayrılır. 

Mabetlerin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Bu kadar uzun bir tarihe sahip olan mabetlerin bazen ne zaman yapıldığı, kimin tarafından yapıldığı, bazen restorasyon yapılıp yapılmaması gerektiği gibi konular tartışılır. Bazen de bu kadim mabetlere ait çini, minber, kitabe, kapı gibi nesneler yurtdışına kaçırıldığından gündem olur.

54433360_1168489783337704_3191729397547663360_n.jpg

Ülkemizin bir çok yerinde bu ihtişamlı, kadim ibadethaneler bulunur. Kimi büyük şehirlerin içindeyken kimi ıssızlığı ve kimsesizliği yaşar. Zamanında ticareti, sosyal hayatı zengin olan yerleşim yerleri bugün eski cazibesini yitirmiştir. Ülkemizin bu tarihi eserleri zaman zaman çeşitli çalışmalara konu edilir. 15 Temmuz’da hayatını kaybeden Mustafa Cambaz da “Türkiye Ulu Camileri” adını verdiği fotoğraf albümünde önemli mabetlerin fotoğraf karelerini bir araya getirir. Merhum Cambaz‘ın albümü Şaban Abak tarafından hazırlanarak Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığınca yayınlandı. On bine yakın fotoğraf karesi ayrıntılarıyla albümde yerini bulmuş. 

vddsvfdvdfvdfvdfd
Afyon Ulu Camii

Albüm hazırlanırken fotoğrafların altına yazılan yazılar ne yazıkki bir takım sıkıntılar barındırıyor. Çarpıcı ve vurucu olması gereken cümleler maalesef sönük kalmış. Fotoğraf altı yazılar oldukça savruk ve gereği gibi özenilmemiş. Aşağıda bu durumu örnekleriyle açıklamaya çalışacağız:

Cizre Ulu Camii, Diyarbakır ile alakasını kurmadığımız, kuramadığımız bir camii… Bu eserin Diyarbakır’daki camiilerle anılması, oldukça ilginçtir. (Sayfa 162) Verilen bilgiler doğru olmasına rağmen Cizre Ulu Camii, Şırnak İli sınırları içinde yer alır, Diyarbakır ile sadece tarihten gelen bağ vardır ki, günümüz coğrafî sınırlarının oldukça dışında kalmaktadır, bu ifade: 16 Mayıs 1990 tarihinde 3647 Sayılı kanunla ilçeden ile dönüşen Şırnak, Siirt’ten Eruh’un Güçlükonak Bucağı ile Mardin’den İdil, Cizre ve Silopi ilçesinden oluşturulmuş, 73. ildir.

Albümün basım tarihi, 2018… Bu tarih Şırnak’ın il olmasından sonradır. Eserin yeni basımı söz konusu olursa, öncelikle Cizre Ulu Camiî, Şırnak başlığında ele alınmalıdır.

Eserin Diyarbakır ile ilgili Eğil’deki camii için ifade edilenler: “Caminin kimler tarafından ve ne zaman yapıldığı hakkında kesin bilgiler bulunmamaktadır. Farklı görüşlerin olduğu yapıyı Eğil Beylerinden Pir Bedir’in Eğil Beyliği’ni kurduktan sonra 1040 yılında yaptırmış olduğu bilinmektedir.” ( Sayfa 168)

Eserin alt yazılarını ele alırken, düşülmemesi gereken bir hata var ki, bu eserin önemine gölge düşürmektedir. Diyarbakır Hani Ulu Camii hakkında bilgi verilirken, “Kesin olarak bilinmemekle birlikte Selçuklular tarafından 15. yüzyılda inşâ edildiği sanılmaktadır. Ne zaman ve kim tarafından yapıldığı bilinmeyen yapının üzerinde yer alan kitabelere göre 1657 ve 1682 yıllarında onarım gördüğü anlaşılmaktadır.” Açıklaması oldukça sıkıntılı bir ifadedir.( Sayfa 172)

Selçukluların tarih sahnesinden silinmesinin tarihi 15. yüzyıl olmamalıdır. Kronolojik olarak bu hataya düşülmemeliydi. Özellikle bir kültür merkezi, bu tarz eserleri yayınlarken, eserinin fotoğrafçısının harcadığı emeği heba etmemek için vereceği  bilgilerde titiz davranmalı. Bu sıkıntılı alt yazılar, eserin değerini düşürmektedir, eserin  kalitesini gölgelemektedir. 

uuuuuuuuu
Diyarbakır Ulu Camii

Bu albümü yayınlayan “Atatürk Kültür Merkezi”, alt yazıları  ehil olmayan birine yazdırmış veya yazılanların doğruluğu sorgulanmamıştır. Diğer illere ait açıklamalara girmedden, Diyarbakır’ı yazımızın merkezine alarak son bir aktarımda bulunalım.

Diyarbakır Ulu Camii, için yazılan bilgi notu: Çiçekli kûfî kitabesine göre Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’ın emriyle 484’te(1091) yaptırılmıştır. Yapının aslı şehrin Müslümanlar tarafından fethinden sonra kiliseden çevrilen bir camidir.( Sayfa 152)

Son cümlede görülen anlatım bozukluğunda mana yine maksada ulaşır. Fakat, şehrin fethinde zapt edilen mekân, sadece bir bölümüyle kilisedir. Bu kilise, teslisi kabullenmeyen, muvahhidi insanların adına kurulan, dönemin İslâm Akidesi’ne ters düşmeyen yapıdadır. Ashab-ı Kehf’e mekân olarak belirlediğimiz Ulu Camii kilise eklentisi, Dakyanos Dönemi’nden sonra kayıplara karışan dönemin Allah’tan başka ilah tanımayan gençlerin hatırasına yapılmıştır. İmam el-Vakidî’nin Fütuhu’ş-Şam eserinde şehrin fethi ile Nasır-ı Husrev’in Sefernâmesi’nde konuyla ilgili bölüme bakılabilir.

didididididdd
Diyarbakır Ulu Camii

Merhum Mustafa Cambaz’ın bu çalışması elbette önemlidir. Her şehri birer birer taraması ve tek başına ortaya çıkardığı albümün fotoğraf altyazıları sıkıntılı olmasaydı, biz bu tenkidi yazmazdık.   

Şehir araştırmalarımızı yaparken, bu tarz sıkıntılı açıklamaların daha çok il gezi rehberlerinde yer alan bilgilerden kaynaklandığını tahmin ediyoruz. Diğer illerle ilgili fotoğraf altyazılarını ele almaya ve açıklama yapmaya gerek duymuyoruz.

2015’te dört ay zarfında 118 Camii ele alınıp, fotoğraflanmıştır. Seçmeler, 10.000 Kareye yakın arşivden alınmıştır.

Daha önceki eserlerde, kaynaklarda bu tarz kuşatıcı albüme rastlamamız mümkün değildir. Lakin kimi Ulu Camii için bilgiler, konuyla alakalı eserlerde yer almıştır.

ZASDFGTHYMIUNYBTVCXZ
Aksaray Ulu Camii

“Ulu Camii” başlığı altında yer alan karelere baktığımızda bir de “Ulu Camii Belegeselleri” akla gelir, öncelikle. Bundan yıllar önce TRT’de 1978 Yılında Selçuklu Yapısı 16 Camii Belgeseli çekilmiştir. Belki kurum merak eder, bu belgesele emek veren ismi? Bu isim, şu anda TYB Onursal Başkanı Sayın Mehmet Doğan’dır. Sayın Doğan’dan önce ulu camii hususunda çalışmalarda bulunanlar yok mudur? Elbette vardır, araştırılmalıdır.

Bu eserin ikinci basımına en azından elli sayfalık bir açıklama metni eklenmeli, fotoğraf albümü bu açıklamalarla daha çok değer kazanmalıdır.

Atatürk Kültür Merkezi, basımıyla, cildiyle, fotoğraflarıyla bu eseri prestij olarak yayınlarken, çalışmanın hakkını vermiştir, elbette. Merhum Mustafa Cambaz’ı da rahmetle anmaktayız, kuşkusuz. Bu kurum, elindeki imkânları yeterli iken, eli-kolu her tarafa uzanıyorken, bu eserin ikinci basımını bu şekilde yapmamalıdır, kanaatindeyiz.

Merhum Mustafa Cambaz’ı tanıyan, bu eseriyle ilgili röportajını okumuş biri olarak bunu dile getirmeyi ahde vefa addediyorum.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

M. Ali ABAKAY

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: