Başka Türlü’sü Ne İdi?

Suna Kızılırmak yazdı…

asfallttt

Mahallelerimize asfalt yollar girince ‘artık bir araba geçse toz olmayacak’ diye sevindik önce… Sonra o düzgün yollarda mahalle aralarında oyun oynanacak yer kalmadı çocuklarımıza. Nerede ne kadar toprak parçası bulduysak hemen yığdık betonları rahat yaşam adı altında kalorifer sistemli evleri, dükkanları üst üste… Avuç içi kadar kuyu kazardık o topraklara toplanırdık arkadaşlarımızla ‘misket’ oynardık kuyu içine sokabilme telaşıyla… Düzgün kiremitler bulur dizer ‘dalye’ oynardık, ‘saklambaç’, ‘yerden yüksek’, ‘hüdü’, kibrit kutularının bir yüzünü biriktirip ‘kulüp’ diye bir kağıt oyunu, ‘ip atlama’, gazoz kapaklarıyla, topla türlü oyunlar ve daha birçoğu..

Eve giriş saatimizi havanın kararması ve okununca her yerden duyulan akşam ezanı belirlerdi, nerede olursak olalım başımızı her kaldırışımızda minareleri görür idik. En yüksek yapılı olanlar onlardı o zamanlar(!) ve yorgun düşerdik onca koşuşturmayla, yemeği zor yer uyuyakalırdık. Şimdiyse o enerjiyi atamadığı için asi, inat, depresyonlu, geç uyuyan çocuklar, çocuklarımız var. Sonra kapı önlerinde yer kalmayınca ‘oynatmak’ için parklara, avm’lerin plastik yığını oyun sahalarına götürür olduk yavrularımızı üstelik bu en doğal haklarına ulaşmaları için para verip bilet aldığımız(!) yapay, sağlıksız, plastik ve asla hijyenik olmayan yerlerdir oralar. Sonuç; Eğlendik mi oralarda? Evet eğlendik çünkü eğlenmekten bunu anlıyoruz artık. Başka türlüsünü bilmiyoruz ki!

Böyle cimri değildi o zaman büyükler, çocuk gelse de kapımızdan içeri girse öpsek, sevsek, para versek bir günahı temizlemek istercesine heyecanla beklerlerdi çocukları bayramlarda. Kapı önlerine gelen seyyar satıcılardan annelerimizin kap-kaçak, leğen, mandal, çamaşır ipi almaya gitse de bayram harçlıklarımız yine de yetesi kadar kalırdı ceplerimizde onun da tükenişi tükürüklü köfteci, pamuk ve elma şekerci geçinceye dekti. Sadece cumartesi pazar izleyebildiğimiz tv karşısında başlama saatini beklerken saati öğrendiğimiz savaşsız dövüşsüz vahşetsiz çizgi filmlerimiz vardı renksiz televizyonlarımızda. Kanın kırmızı olduğunu istesek de göremezdik ekrandan, ip atlarken takılıp düşüp dizlerimiz kanamalıydı illa.. Ne duyduk ırkçılığı ne bilirdik mezhep ayrımcılığını hepimiz çocuktuk işte renkli istop oyunlarında.

betoomomom

Bir tane siyah zeytini üç kez ısırarak yediğimi hatırlarım fakirlikte eşittik tüm mahallece. Şimdiyse beyaz küf olup bozuluyor kabında o kara zeytinler, peynirler… Öyle bol ve de katkı maddeli ki herşey, fırının önünden geçsek bile artık mis gibi kokmaz oldu ekmekler… Biz çocukken; Çocuktuk, temizdik, paktı düşlerimiz, kocamandı iki göz hanemiz… Siz asfaltı getirip, betonu yığdıkça büyüdük biz de… İyi halt ettik ve ne çok güzelliğimizi yitirdik böylelikle kalmadı elimizde bozuldu o masum yüreklerimiz ve kaybolup gitti ışıl ışıl bakan gözlerimiz.

Suna KIZILIRMAK

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: