Bir Fabrika Olarak Kentler

Aliye Çınar Köysüren yazdı…

sssss

Toplumsal yapı her nasılsa, mekânlar da ona göre tezahür eder.

Hatta mekânlar nasıl teşekkül ediyorsa, insanlara da bu biçim sirayet etmeye başlar. Dahası kentler de tam bu anlatının bağrından doğar. Zira kentler, toplumsal örüntünün, ete kemiğe bürünmüş halidir. Hâlihazır durumumuzda/modern anlatıda, kenti, toplumsal örüntü ve ideolojik angajmanlar birlikte inşaa eder diyebiliriz.

Castells de kenti, toplumsal yapının mekândaki yansıması olarak düşünür. Ona göre, genel sosyal teoriden kopuk bir mekân teorisi düşünmek mümkün değildir. Castells sosyal teoride ekolojik ve materyalist problematiği birleştiren bir bakış açısına ihtiyaç olduğunu vurgular. Mekânın içeriği ise sosyal yapıyla bir bütün olarak ele alınmalıdır. Ancak tam da burada durmamız gerekir. Özellikle Avrupa ülkeleri büyük oranda ekolojiyi de koruyabilmeyi başarmaktadır. Dahası Castells‘in söylediği para ve ekoloji işbirliği sağlanabilmektedir. Daha doğrusu yitirilenlerle birlikte bu denge kısmen sağlanabilmektedir, çünkü atıklar/plastikler, doğal hayatın bozulması birer ekolojik kayıptır. Ancak kaybedilen önemli bir boyut hem sosyal teoriye dolayısıyla kent teorilerine dâhil edilmedikçe, mekâna dair eksiklik hep varlığını hissettirecektir. O da, görünmeyen bir ufuk olarak sonsuzluk duygusunun mekânlara verilebileceği düşüncesidir. Eğer bu işlenebilirse, önce okullarda değişim başlar, çocukların hayal kurmasını bekliyoruz, ancak mekânlar tamamen sınırlayıcı ve ufuksuz, dolayısıyla hayal kurmak da marazi olacaktır.

kirlilikiiii

Bilgi toplumunun oluşumundaki karmaşık süreç kentin oluşumunda da oldukça etkin olabilmektedir. Bilgi toplumunun gerisindeki teori ontolojiyi, varlığı gölgeleyen salt düşünce odaklı bir teoridir. Düşünüyorum, öyleyse varım… Var olduğum için düşünüyorum, seklindeki bir tavır, varlık ile irtibat kurmak zorundadır. Hayal kurabilme de ontolojiye süzülen bir ufukta mümkün olabilir… Salt bilgi odaklı bir teorinin partneri olan kentler de tek boyutludur. Sözünü ettiğimiz varlık boyutu ipotek altındadır.

Castells’e göre, ideolojilerden bağımsız bir kent sosyolojisi mümkün değildir. Kentin, kent kültürünün özgül teorik nesneler olarak inşası ideolojik bir durumdur. Esasında sosyoloji modern devletin mekân tezahürleri olması nedeniyle onun üstü örtülü ideolojik bir disiplin olduğunu bile söyleyebiliriz. Kentsel büyümenin olumsuz yönleri, sanayi devrimine ve kapitalist düzene bağlanıverir. Örneğin birey, kapitalist birikim anlatısını sürdürüp bir yer satın alma gücünü geliştirebilir ve bu tüketim kültürünü tetikleyen yapıyı sosyoloji analiz etmektedir. Bu döngüyü tamamlamak üzere, zorunlu olarak bireyselleşmiş ve kişiselleşmiş günlük yaşamda bir terslik oluştuğunda bir psikiyatrist ya da bir polis daima hazır bulunacaktır! Kapitalist sistemin dışında kalmak kişiyi ya hasta ya da suçlu potasına çekecektir. Castells kenti, yapay çevreyi üreten yapısal sistem içinde mekânsal bir birim olarak tanımlar. Marksçılığın sınıf mücadelesine yaklaşımı, üretim ilişkileri bağlamında tanımlanırken, Castells’in yaklaşımı ‘kolektif tüketim’ kavramı üzerine odaklanmıştır. Bu bağlam içinde, kentlerin üretim sürecinde değil; kolektif tüketim merkezleri olarak ayırıcı bir rolü olduğu ileri sürülmüştür.

new york

Kolektif tüketim, genellikle devlet tarafından sağlanan, toplu konut, ulaşım, sağlık vb. kamusal ya da sivil veya bunların birlikteliğinde olan hizmetlerdir. Devlet, konut, ulaşım, sağlık gibi işgücünün yeniden üretimini sağlayacak sermayeyi yeniden üretime dahil etmektedir. Dolayısıyla bürokratik erk, artan biçimde, kolektif tüketim formlarının örgütlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Kent, tüketim odaklı bir sınıf ve mekân tezahürüdür. Bir başka ifadeyle kenti, tüketim fabrikaları olarak görebiliriz. Plastik şişelerin kentten toplanması ve yeniden geri dönüşüm için kentin dışındaki fabrikaya götürülmesi bu sınıf, tüketim ve yeniden üretim olgusunu çok iyi sembolize eder. Kentte tüketilir, hatta içeceklerin kalitesi marketleri ve tüketiciyi sınıflara ayırır. Ülkemizde son zamanlarda atık plastik ithalatını bu bağlamda düşünürsek, kaotik bir durumu ve yeniden organizasyonun zorunluluğunu haber vermektedir. Kısacası kent, kolektif tüketimin ve üretimin örgütlenmesi için en uygun ortamı sağlamaktadır. Esasında Castells‘in tanımladığı yapıya, `fabrika kent` diyebiliriz. Çünkü üretim ve tüketim mekanizmalarının birlikte gerçekleştiği yerin adıdır kent. O kadar ki evlerden başlayalım, marketler ve pek çok düzenek `sivil fabrika` iken, hastane, bakımevi, diğer kamu kurumları `brokratik fabrika`dır. Bu fabrika kentin, döşemesinden, işleyişi hatta insan tanzimi bile bir tür fabrikasyondur.  Toplu tüketim süreçleri; eğitim, tasarım, sağlık denetimi, konut ve de işgücünün yeniden üretimi için gerekli saydıklarına benzer kamu mallarına devletin yaptığı desteği anlatır. Böylece devlet de brokratik fabrikanın işleyişini tanzim eden erktir.

Toplu tüketim araçlarının, bütün toplumsal grupların günlük yaşamları temelinde örgütlenmesi, örneğin konut, eğitim, sağlık, kültür, ticaret, ulaşım, vb. her biri kendi içinde küçük işletme, büyük fabrikanın birer organı gibidir. Günümüz şartlarında ülkeleri en büyük fabrika olarak düşünürsek, global fabrika ise dünyadır. Dünya, fabrika formuna itilmiştir. Böylece küçük işletmelere, biz grupsal fabrikasyon diyebiliriz, büyük fabrikaya hizmet eden birimlerdir.

plastik

Bu fabrika kentler, farklılıkları erittiği gibi özgürlüğü de buharlaştırdı. O kadar ki canlı ve insan üretimi için gen mühendisliği revaçta bir meslek ise, kentlerin mekanik fabrika olduğu ve yöneticilerinin de teknik eleman veya mühendis olduğu söylenebilir. Nitekim canlı organizmayı üretme peşindeki proje mimarları, bir süre sonra belki de toprak üretimine geçmeyi deneyecektir ki, bu tam olarak mekânın denetim altına alındığı gibi özgürlüğünü de yitirdiği anlamına gelecektir. Fabrika kentlerde böylece eğitim, konut, sağlık gibi hizmetler bütünüyle özel sektör tarafından sağlanabilir. Bu özel sektör de birer şirket olarak fabrikadan ibarettir.  Buna göre, ‘fabrika kent’, bir kent teorisi olarak ülkeler arası karşılaştırmalara uygundur. Çünkü Outlet`lerden tutalım da, büyükşehir/mega-city ve bankalara kadar her şey neredeyse, büyük fabrikanın birer unsurudur. Antony Giddens küresel dünyaya bir köy demişti, biz de böylece bu global dünyayı büyük bir fabrika olarak görebiliriz… Bu fabrika kentte tutunmanın ölçütü de kuşkusuz kapital olacaktır. Böylece sanat, eğitim, bireysel yetenekler fabrikanın çarkına takılarak, öğütülecektir. Oysa bir kasaba, köy en önemlisi de kent gerçekte bir sanat eseri olarak işleyebilmeliydi.

Eğer kent ve kent içindeki ilişkilerin üretimi var ise, bu, nesnelerin üretimi olmaktan öte, insan varlıkların yeniden üretimidir. Kentin bir tarihi vardır ve kent tarihin eseri sayılmalıdır. Bu fabrika kentlerin tarihi ve hafızası da eskilerde kalmıştır. Çünkü yeni oluşum, bir tür fabrikasyondur. Kentler toplumsal hafızaya fabrikalaşmayla blok koydurmuştur. O kadar ki, “kentsel hareketlere, boykotlara da bu fabrikasyonun birimlerinden birine, robotlaşan insanların ve ideolojilerin itirazı olarak bakabiliriz. Dahası bu fabrikanın denetleme kulelerine artık ihtiyaç yoktur. Çünkü ‘Wikileaks’in kurucusu Julian Assange‘in dediği gibi, bu işi artık cep telefonları yapmaktadır. Zira cep telefonu aslen bir izleme cihazıdır, ara sıra görüşme yapmanıza da izin verilir.” Dolayısıyla Tanpınar’ın ironik dille kaleme aldığı saatleri ayarlama enstitüsü, zamanı kontrol eden fabrika düzeneğine evrilmiştir. Belki enstitüde imtiyaz sahibi müşahhas insan vardı, şimdi robotlar, dijital komutlar ve teknik direksiyona hâkimdir, yaşanan mekân  da kuskusuz birer fabrikadır.

kamrera.jpg

Aliye Çınar KÖYSÜREN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: