Muhafazakâr İslamcılığın Günah Çıkarma Tavrı Ya Da “Tutarlılık Yitimi”

Gürgün Karaman yazdı…

enytelekt.jpg

Tarih boyunca aydın, âlim, entelektüel ve peygamberlerin görev olarak üstlerindeki temel olgu düşünme, sorgulama ve radikal eleştiriler yapmaktır. Bu önderler, insanlığa hakikati gösterip onlara önderlik yapmaya gayret gösterir, bunalım dönemlerinde onların hayatına anlam katar ve karanlık yollarda onlara fener olmaya gayret gösterirler.

Bugün için klasik dönemlerin “âlim” retoriği modern uzmanlık alanları ve bu alanlardaki bilim insanları karşısında tüm cazibesini yitirmiş durumdadır. Tarım imparatorlukları dönemlerinin teolojik söylemlerinin özellikle genç nesillerde herhangi bir hakikati inşa edip, onların hayatına anlam katması düşünülemez. Çünkü her çağ kendi bilgi sistemini ve bu sistemi dile getiren söylemini inşa ederek icra eder. Söylem ile eylem arasındaki diyalektik üretimi sağlayan en temel şey, olmazsa olmaz olan kanun “tutarlılıktır.” İslamcı-muhafazakârlığın gelinen noktadaki bir tanımını yapacak olursak bu tanım “tutarlılığın yitimi”dir. Tutarlılık, herhangi bir öğretiye, dine veya ideolojiye müntesip olanların, bilgi-eylem diyalektiği açısından bu ikisi arasındaki uyumu ifade eder. “Yitim” kavramı ise sahip olunan tarihsel entelektüel mirasın bilinçteki kaybıdır ki bu kaybın temel sebebi ise her türlü mirasın sosyal, ekonomik, medyatik vb. bir alanda, bir meta olarak pazarlanması ve satılmasıdır. Bilgi ile eylem arasındaki makas açıldıkça dil ile anlam, dil ile eylem ve inanç ile eylem arasında kapanmaz yaralar ve bunun sonucunda büyük yitimlerin ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır. Bundan sonra yapılacak olan şey ise hayata, ideallere, inançlara karşı mazeret uydurma, günah çıkarma kendisini psikolojik olarak dayatacaktır. Ağır melankolik rüzgârlar üflenerek arabesk türküler, dini jargonlar ile söylenip, bilerek veya bilmeyerek –“bize ne oldu böyle, nerde yanlış yaptık” gibi absürt, samimi olmayan, ikiyüzlülüğüyle mide bulandıran –sözüm ona- öz eleştiriler yapılacaktır.

Dinin, adaletin, demokrasinin veya bir ideolojinin her zaman için kullanılma ve yozlaşma tehlikesi vardır. Bu, onların kendi iç potansiyellerinden de kaynaklanabilir veya müntesipleri tarafından, bilgi-eylem diyalektiğinin uyumu yok edilerek de yozlaştırılabilir. İnsanı merkeze almayan hiçbir öğretinin insanların hayatında bir anlama tekabül ederek onların hak, hukuk, adalet ve özgürlük beklentilerini gerçekleştirmedikten sonra bir anlamı inşa etmesi ve tutunabilmesi mümkün değildir. Bu İslam bile olsa hakikat değişmeyecektir.

İslamcı muhafazakârlığın gelinen noktadaki “tutarlılık yitimi”nin yol açtığı travmaların asıl sebebi, yıllardır özlemle, hasretle beklenen hak, hukuk, adalet, özgürlük ve demokratik katılımcılık noktasındaki ümitlerin tamamen belli gettoların saltanat kaynağına dönüşmüş olmasıdır. Bunca “tutarlılık yitiminden” sonra İslam’ın kendisi dahi deizmin, ateizmin, adaletsizliğin ve hukuksuzluğun nedeni olarak algılanmaya başlanmışken, İslamcı-muhafazakâr çevre hâlâ rantlarını devşirmenin sarhoşluğuyla günah çıkarıp kendilerini temize çıkarmanın sözde gayreti içinde hareket etmekte ve kendi yayın organlarında samimi olmayan, buram buram yalan ve ikiyüzlülük kokan yayınlar, söylemler gerçekleştirmektedirler.

alim

İslamcı muhafazakâr kesim, kendilerine yapılan bu eleştiriler karşısında dünkü cellatlarının uygulamalarını örnek verip, onların zemini üzerinden kendilerini meşrulaştırıp haklı olduklarını ispatlamak gibi büyük bir garabetin içine düşerlerken, insanların, onların bu garabetlerini görmediklerini de inandıklarını iddia ettikleri kutsallarının narsizmiyle örtmektedirler. Mızrak çuvala sığmadığında şeytan kaleye gol atmaya devam edip maçın geçen her saniyesi aleyhte işlemeye devam eder. Dünkü zulümleri bugünün hukuksal ya da gayri hukuksal uygulamaların meşruiyet zemini olarak okumak aslında iddia edilen inanç ilkelerinin ve ideallerin bu bilinçlere kazınmış tek bir kırıntısının bile olmadığının delilidir. 

Tarih boyunca gerçek bir aydın tüm iktidar mekanizmaları karşısında hakikati haykıran kişidir ve ancak hakikati haykırıp, toplumun vicdani duyarlılığını sarstığında entelektüel olarak kabul edilmeyi hak eder. Toplumsal beklentileri, özlem ve umutları, adalet ve özgürlük taleplerini her türlü iktidar mekanizmalarına entegre eden kişi aydın değil toplumun düşmanıdır. Bugün için İslamcı muhafazakâr –sözüm ona- aydın ile dünün iktidar mekanizmalarının hışmına uğrayan toplumsal kesimler arasında böyle simbiyotik bir ilişki vardır. Tarım imparatorluklarına bağlı saltanat özlemlerinin züğürt tesellisiyle, mistik ve mitik Anadolu irfanı söylemleriyle, kerametleri kendinden menkul gavs ve evliya hazretlerinin herzeleriyle nebi adına uydurdukları yalanlarıyla, bin dört yüz yıldır mehdi bekleyen bir sarhoşluğun yarattığı kafa karışıklığının kader tesellisiyle, daha kavramsal olarak mağara döneminin ilkel bilinciyle hareket eden bu toplumsal yapı ve bunlara önderlik ettiğini iddia eden sözde aydın ve ulemasıyla sınava alındığında eminim ki yine nebevi geleneğin değerlendirmesini yapacağı bu sınavda on üzerinden sıfır almaları kaçınılmazdır.

Mümin kişi, hakikate sevdalıdır, ranta değil. Her şeyini kaybetse dahi onun âşık olduğu tek şey budur. İslamcı muhafazakârlığın yarattığı bu “tutarlılık yitimi” bugünü yiyip bitirmiş, gelinen noktada artık gelecek nesillerin bile geleceğinden yemeğe başlamıştır. Güçlü olanın, kirli ilişki ağlarına sahip olanların, gücü elinde bulunduranların hükmettiği bir dünyada yaşamanın bir anlamı varsa eğer, ya da böyle bir ideal ve inanç kaldıysa şu hakikati haykırmak gerekir:

“Perspektifler oluşturulmalı, öyle perspektifler ki dünyayı yerinden uğratsın, yadırgatsın, onu bütün çatlakları, kırışıklıkları, yara izleriyle birlikte bir gün Mesih’in ışığında görüneceği gibi sefalet ve çarpıklığıyla göstersin… Yaşlı kuşağın eskimiş, tutarsız, güvensiz düşünceleri bile, sonrakilerin parıltılı budalalığından daha verimli bir diyalog zemini sunar bize… Belki orada da aynı şarkı çalıyordur, kim bilir…” (Adorno/Minima Moralıa, s. 43,55)

aydın

Gürgün KARAMAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: