Hangisi Güzel(di)?

Nida Öz yazdı…

eski oyunlar.jpg

Arada sırada eski fotoğraflardan derlenmiş videolar/ fotoğraflar gönderiyor dostlarımız. Genellikle de bunu belirli bir yaşa gelen arkadaşlarımız yapıyor. Mantar tabancaları, birinci sigarası, topaç, bazen 1950 model bir Amerikan arabası… Çoğunu zevkle izliyorum. Hem de öyle izliyorum ki kafamda o dönemlerde yaşadıklarım bir film şeridi gibi geçiyor. Hızla. Karmakarışık.

Sonra düşünüyorum. Bu videolar, bu fotoğraflar İnternet denilen iletişim aracı ile odama, bilgisayarıma geliyor. O dönemlerde telefon ve telgraftan başka bir şey yoktu. İnsanlar birbirlerine mektup yazardı. Şimdi? Aç telefonu -görüntülü olarak- istediğin kişiyle görüş.

Şimdi diyeceksiniz ki telefonda insanlar birbirine sarılamıyor. Fakat “hiç yoktan daha iyidir” diyorum ben. Hele hele yurt dışında yaşıyorsanız. Ya da doğup büyüdüğünüz köyden, kasabadan göçmüşseniz.

fırı.pngGece lisesine giderken paramızın ancak bir ekmeğe yettiğini, her akşam eve yürüyerek (6-7 km) yol yürüdüğüm mü güzeldi, yoksa o yaşanan arkadaşlıklar mı? Sevdalar mı? Okul gezileri mi? Otobüslerin arkasındaki panolara tutunup yaptığımız cambazlıklar mı? Saymakla bitmeyecek anılar. Maddi yönden oldukça sıkıntılı, manevi yönden ise harikulade güzel yıllar.

Hangisi güzel(di)?

Bu konu hep kafamı karıştırmıştır. Bunun cevabını inanın hâlâ verebilmiş değilim. Yaşam kafasına göre, biz de ona takılmış gidip duruyoruz. Hayat denen nehrin debisi o kadar yüksek ki geriye bir kulaç atmak olası değil.

Düne takılıp bugünü mü ıskalıyoruz acaba? Yoksa dünden dersler çıkartıp yarınımızı güzelleştirmeye mi çalışıyoruz?

“Eski bayramlar güzeldi.” lafını sık sık duyarız. Eski dostluklar… Bu günün bayramları da güzel aslında(?). İnsanlar WhatsApp’la bayram tebriği gönderiyor birbirine. Bedava hatlardan telefon ediyor. Tatile çıkıyor. Hazır bulduğu ya da hazırladığı bayram tebriği grafikleri Facebook’ta, İnstagram’da yağmur gibi yağıyor.

İnanın bana yeni kuşak 40-50 sene sonra “eski bayramlar ne güzeldi.” diyecek. 100 sene sonra ışınlayacak insanlar kendilerini. Tabii ki arkadaş, dost, akraba kalmışsa.

gülleArabalarla günler süren Türkiye ziyaretleri. O yol rezillikleri, o rizikolar… Şimdi ise mesafe yol sadece iki buçuk saat. Sabah atla uçağa, öğlende yemeğini bir esnaf lokantasında ye. Akşamı da Emirgan’da çay içersin.

İnsanlar sadece çevresindeki bir iki mahalleyi tanırken şimdi dünyayı dolaşabiliyor. Dolaşmasa bile televizyon denen aygıttan filmler, belgeseller izleyebiliyor.

Bu ya da buna benzer örnekleri çoğaltmak olası. Beşinci kata odun taşımak, ağabeylerinin ya da ablalarının eskilerinden yeni giysiler yaratmak…

Yaşam bizlerden sadece bir şeyler almıyor. Aldığı kadar da veriyor aslında. Nefes alıp verişimiz gibi. Bardağın boş tarafına bakmaktan vazgeçmeliyiz bence. Her dönemin artıları ve eksileri oldu ve de hep olacak. Yaşam dediğimiz şey sadece “an”. Takılıp kalmamak gerek eskilere.

İşte o yüzdendir bu ikilem.

Bugünü güzel bulmayanlar başını iki eli arasına alıp düşünmeli. Dünyayı bu hâle kim(ler) getirdi? Atom ısı için parçalandı fakat sonunda “bomba” oldu.

Hangisi güzel(di)?

sosos

Nida ÖZ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: