Rastlantı

Chao Tica yazdı…

Osmaniye‘yle Islahiye arasında kırk birinci kilometrede Gama adında kıytırık bir tesis var.” dedi telefondaki adam.

“Biliyorum.” dedi Ugay. “Yıllar önce orada durmak zorunda kalmıştım.”

Şu yolda kalma hikâyesi mi?” diye kahkaha attı telefondaki ses.

“Hımmm…” diye kestirip attı yaşlı adam.

“Oraya getir, alışverişi orada bitireceğiz.” dedi telefondaki adam aniden ciddileşerek. Karşısındaki adama şaka yapılmayacağını biliyordu. Fazla gülmüyor, her işe genç karısıyla gidiyordu. Yer altında karısıyla çalışan tek adam o değildi elbet ama bu farklıydı. Aşırı kıskanç olduğu için, Ugay‘ı işkence yaptığı sıralarda dahi yalnız bırakmıyordu kadın. Onu, birinin organlarını ağır ağır soğukkanlılıkla dökerken izlemeyi tercih ediyordu.

I. 

Mayda, ne uykusuzluğu, ne kurşuni bulutlarla kaplı gökyüzünü, ne de son birkaç saattir yaşadığı saçmalıkları artık kaldıramayacağını hissedip, direksiyonu aniden ilk sola kırarak yolun karşısındaki dinlenme istasyonuna yöneldi. Şimşek çaktı, Mayda içinden saymaya başladı; bir-iki-üç-dört-be.. gök gürledi. “Yaklaşık bin yedi yüz metre…” diye içinden geçiren Mayda‘nın bu hesabı, çocuklukta babasından miras kalan bir alışkanlıktan başka bir şey değildi. Yıldırımın düştüğü noktayı hesaplamak. “Ne işime yarayacaksa…” diye geçirdi içinden.  Biraz düşündü ve herhalde başka da bir şey öğrenmemişti babasından. Yine de matematiğe olan ilgisinin bu gereksiz bilgiyle başladığını hatırlıyordu. Her şeyi ama her şeyi hesaplayabilme arzusu, adeta ruhunu ele geçirmişti. Fakat hayatının tek bir noktasında yaptığı küçücük bir hesap hatası, hemen yanındaki koltukta kendinden geçmiş şekilde uyuyordu. İçini derin bir kasvet kapladı. Hayatında ilk kez sigara içme arzusu duyan Mayda, doksan altı model Audi A4 Quattro’nun kaputundan yükselen buhara hüzünle bakarken ani bir kararla arabanın çakmağını içeri itip Ugay’ın askeri ceketinin üst cebindeki tabakayı usulca çıkarıp içinden bir sigara aldı.

“Mayda!” diye derinden ve uykulu bir ses tonuyla mırıldanan Ugay, tek gözünü hafifçe aralayıp “İçmeyi düşündüğün sigara boş değil.” dedi.

Her ne haltsa işte, istiyorum. İçmeyeyim mi?” diye cevaplayan Mayda, Ugay‘ın gözleri kapalıyken de kendisini izlediğini halâ anlayamamış olmasına alışamadığını fark etti.

“Sadece uyardım.” derken koltukta doğrulan UgayHalâ kızgın mısın?” diye sordu.

“Sence?! Mardin‘de dolandırılıp bütün paramızı kaptırdık; canımızı uyuşturucu satıcılarından zor kurtardık, polisten yakamızı kurtarabilmek için tüm takılarımı verdim, şu anda Osmaniye‘de benzin göstergesi kırmızıyı işaret ediyorken ve kredi kartımız bile yokken İstanbul’a nasıl ulaşacağımızı düşünüyorum.” diyen Mayda, gözünde biriken damlayı salmaya niyetli değildi. “KIZGINIM TABİ GERİ ZEKALI SENİN YÜZÜNDEN BURADAYIM” diye patlayıp yanında oturan Ugay‘a rastgele vurmaya başladı. Yirmili yaşlarının ortalarındaki genç kadının yumruk ve tokatlarına aldırmadan oturan Ugay, bir ara kendini korumayı düşünse de bundan vazgeçti.

Dudağı patlayan Ugay, Mayda‘nın haklı olduğunu biliyordu. Kırk küsur yıllık hayatı, hep bir şeylerin yanlış gitmesiyle şekilleniyordu. Tanrının onunla bir sorunu olduğunu düşünüyordu ve yaptığı her şeye karşılık ağır bedeller ödemeye alışmıştı. Hepsi ama hepsi onun planlarının birer birer çökmesiyle olmuştu. Kırk yıldır çöken planların toplamıydı Ugay. Savaş bölgesinden ucuza esrar alıp güvenli bölgede yüksek fiyatlara satma fikri başta çok mantıklı gelmişti. Birkaç özel harekatçıyla anlaşıp onlara da payını verecekti. Şimdi dibi görmüştü. Dudağındaki kanı başparmağının içiyle temizledi.

“Çözeceğim. Seni burada bırakmayacağım. Seni hiçbir yerde bırakmayacağım.” diyen Ugay‘ın ağzına götürdüğü sigaranın kağıdı kan lekesi oldu.

Çıt sesiyle dışarı atılan çakmağı alıp sigarasını yakan Mayda birkaç nefesten sonra öksürmeden içmeye alıştı. Mayda‘nın elinden aldığı çakmakla kendi sigarasının ucunu kızartan Ugay, tek nefeste arabanın içini dumana boğdu. Mayda‘nın başı dönüyordu. Bir şimşek daha çaktı ve henüz bir demeden ardından gökgürültüsü geldi. Arabanın içindeki duman ve kaputtan yükselen buharın arasından gökyüzünde şimşekle birlite açılan kızıl bir yarık gördüğünü sandı. Aklından “Tanrının rahmi!” tamlaması geçen Mayda hemen tövbe etti… Kapıyı açıp arabadan inerken yanlarına bir 2018 beyaz Passat 1,6 Highline yanaştı.

II.

“Katilin cinayet yerine geri döneceğine dair klişe nihayet gerçek oldu.” diyen Mayda, direksiyon koltuğunda takım elbisesi içinde gözlerini kaputtan yükselen buhara dikmiş olan Ugay‘ı izliyor, yağmur damlalarının arabanın tavanında çıkardığı patırtı gittikçe şiddetleniyordu.

“Bir şeyler yiyelim mi?” diye soran Ugay, umursamaz davranmaya çalışsa da Passat’ın direksiyonunu yerinden koparacak kadar sıkı tutuyordu.

“Hayır.” diye cevapladı Mayda. “Buradan bir an önce gitmek istiyorum. Lütfen elini çabuk tut.”

“Buradaki işimizi bitirip Antep‘e geçelim. Birkaç gün dinleniriz.”

“Benden başka kadınlara bakman için mi?”

Mayda sus!” diyen Ugay, arka koltukta duran çantayı alıp arabadan seri bir hareketle indi ve yandaki doksan altı Audi’nin sol ön kapısına yaslanmış kadına dikkat kesildi. Pardösüsünün yakasını kaldırıp yağmurdan korunmak için üstünü başını şekillendirirken gözünü ıslanan kadından ayıramıyordu. Genç kadın çok tanıdık gelmesine rağmen daha fazla uzatmadan karısından çekinerek hızlıca tesise yöneldiğinde, ortalıkta hiç kimsenin olmaması dikkatini çekti.

III.

Ugay, dışarıda ıslanan Mayda‘ya içeri girmesini ve arabayı çalıştırmasını, kaçmaya hazır olmasını söyleyip koltuğun döşemesine sakladığı tabancayı beline soktu.

“Araba kullanacak durumda olduğumu sanmıyorum Ugay.”

“Birazdan kurtulacağız ve kurtulurken salgılayacağın adrenalin eminim sana uçak bile kullandıracaktır.” dedi Ugay her zaman taşıdığı sakinlikle.

Ugay‘ın gözü yandaki arabadan çıkan adamın üzerindeydi. Bu kadar pahalı bir çantayla bu havada karını arabada bırakıp kapalı ve tenha bir yere giriyorsan, mutlaka ama mutlaka ortada bir alışveriş vardır. Dilerim bu adam malı satan taraftadır, yoksa içinde ne olduğu bilinmeyen mal dolu bir çantaya bir de müşteri aramakla uğraşmak zorunda kalacaklardı.

Kapıdan elinde farklı bir çantayla çıkan yaşlı adamı gören Ugay, kısa bir süre arkasından gelen olup olmadığını bekledi. Mayda‘ya dönüp “Hazır ol! Kurtulacağız.” dedikten sonra arabadan inip hizlıca yaşlı adama yaklaştı. Bej rengi pardösüsünün yakalarını kaldırmış olan yaşlı adamla genç adam gökyüzündeki kızıl yarığın altında durdular. Genç Ugay içinden “Bu işte bir terslik var” diye mırıldanırken tetiği çekti. Sakallarının arasından boynuna giren kurşun, yaşlı adamın ağzından duman çıkmasına neden oldu.

IV.

Passat’tan şok içinde inen yaşlı kadın çığlık çığlığa haykırıyor, gözleri önünde öldürülen kocası Ugay’ı geri getirmeye çalışıyor, çevresinden yardım istiyordu.

3 gün sonra…

Cenaze yeraltı dünyasından birçok insanın katılımıyla kaldırıldı.

“Onu öldüren kişiyi gördüm.” diyordu Mayda şok içinde. Onu öldüren Ugay’ın gençliğiydi, katili kaçıran da benim gençliğimdi…”

Mayda Hanım, yorgunsunuz buyurun şu ilaçları için. Uyumanıza yardımcı olacaklar.” dedi beyaz önlüğünün içindeki genç bir kız. Mayda, kızın yüzünü yumuşak bir hareketle okşayıp itiraz etmeden ilaçları dilinin üstüne götürdü.

Yıllar sonra

Osmaniye Islahiye arasında kırk birinci kilometrede Gama adında kıytırık bir tesis var.” dedi telefondaki adam.

“Biliyorum.” dedi Ugay. “Yıllar önce orada durmak zorunda kalmıştım.”

“Şu yolda kalma hikâyesi mi?” diye kahkaha attı telefondaki ses.

Chao TİCA

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: