Ne Güzel Zehirleniyoruz!

Nida Öz yazdı…

Hasbelkader bir bahçem oldu. 

Ben ahşap, bahçeli bir evde büyüyüp sonra betonların arasında kaybolan bir İstanbul çocuğuyum.

Hıyarın hormonsuz lezzetini, karpuzun yumrukla vurulup göbeğinin yendiği günlerde yaşadım.

Ayvanın, narın yumruk kadar, mürdüm eriğinin minnacik olduğu dönemleri bilirim. Topatan kavununun mahalleyi kokuttuğunu. 

Yumurta tokuştururduk. Kıran kazanırdı. Hani harçlığımız varsa biz de oynar, üç beş yumurta kazanırsak bol soğanlı salatasını yapardık. Mis gibi zeytinyağı üstüne. Biraz kara, biraz kırmızı biber. Limon?

Yumurta bile “adam” gibiydi.

Döndük günümüze:

Bahçemde büyük bir çam ağacım vardı. Bir fırtınada devrildi. Kahroldum. Yapacak bir şey yoktu. Boş kalan alanı sebze için ayırdım bu sene. Bir sürü şey (patlıcan, biber, kabak, salatalık, domates, marul…) ektim. Aslında vakıf olduğum işler değil bunlar. El yordamı ile yapıyorum. Hiç umudum yoktu ama kırmızı turp da ektim.

Bugün baktım ki turplar gayet güzel görünüyor. Topladım. Çoğunun yarısını börtü böcek toprağın altında yemiş, yapraklar delik deşik, hepsinde 5-6 tane delik… Temizlerken yarısı gitti.

Temizlerken bir tanesini attım ağzıma. Tanrım! SANKİ ÇOCUKLUĞUMU ISIRDIM.

İki gün önce marketten aldığım turpları çıkartıp fotoğrafını çektim. O fabrikadan çıkmış gibi, üzerinde tek bir leke olmayan kırmızı turplarla karşılaştırdım.

Yerin altında büyüyen her şey yerin üstünde büyüyenlerden çok daha sıhhatli. Kereviz, havuç, turp, patates… Fakat “bire dört” almak söz konusu olunca? Bas gübreyi ve hormonu. 

Kazandığınız para haram zehir zıkkım olsun! ZEHİRLEDİNİZ HERKESİ. ÇOLUK ÇOCUĞU!

***
Demem o ki “ne yediğimizi bilmiyoruz.” 

Marketlerde her şey resim gibi. Aynı boy elmalar, armutlar, kocaman erikler, fabrikasyon biber ve patlıcanlar… 

***
Faslı bir arkadaşım anlatıyor. Yakinen tanımam kendisini. Memleketinde  büyük bir çiftlik satın almış. İnek de var, keçi de. Muz da var hurma da. Hepsi organik. Her çeşit meyve ağacı… Günlük yumurta, taze günlük süt. Üç tane de kızı varmış. “Abi diyor aç kaldı çocuklar orada. Hiçbir şeyi beğenmediler. Bu ne biçin tat dediler muz için. Kokuyor dediler süt için…” Zira tatlar dahil her şeyin genleriyle oynandı. 100 çeşit domates çıktı ortaya. Karpuzlar, üzümler  artık çekirdeksiz. Marul sadece göbek. Ispanak mini. Patlıcanlar 40 santim…

Ne güzel zehirliyorlar bizi. Hem zihinsel, hem bedensel. AFERİN BİZE. Alan da veren de MEMNUN.

***

Not: İki fotoğraf ekledim. İlki bahçeden söktüğüm turplar. İkinci fotoğrafta ise hem marketten hem de bahçeden aldığım turpların temizlenmiş hâli. Temizlenmiş turplardaki kadere sol tarafta fabrikasyon turplar, sağda ise hiçbir şekilde kimyasal kullanılmamış bahçe turpları var.

Nida ÖZ

Ne Güzel Zehirleniyoruz!” için bir yorum

Kendininkini ekle

  1. …daldım gittim çocuklşuğuma bende.istanbulda yaşayan olarak…
    Güzel bir yazı okudum.teşekkürler..akdevrim.22.08.2019.İstanbul.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: