Eylül: Siyah Beyaz Bir Fotoğraf

Muaz Ergü yazdı…

Vakit eylüldür şimdi. Siyah beyaz bir fotoğraf hüznü gibi gelir mevsim-i hazan. Siyah beyaz bir fotoğraftan damıtılmış hüzün… Sevgilinin gözlerindeki uçurumdan boşluğa düşen damlalar… Yitik bir kalp coğrafyası… Bir nâr-ı azapla dökülür yapraklar şimdi gönlüne. Bir nâr-ı azap… Kesretten vahdete, ayrılıktan vuslata, vuslattan hasrete akar bir ırmak. Gölgeler gerçeğe, gerçekler gölgeye…

Eylüldür gelmiş olan. Gözlerinin göğüne toplanır bulutlar bu eylülü ağlamak için. Ürkek bir düştür şimdi seni gören, sana görünen. Bir ince sızı dolaşır şimdi göğünde.Telaşlı, tedirgin kırlangıçlar uçar aşkın hiçliğe, hiçin her şeye, her şeyin hiçbir şeye karıştığı bir eski zaman masalında. Gecenin üstüne örtülmüş bir yaşmak gibidir şimdi hatıralar. İçli ağıtlar kadar yanık. Gurbete yakılmış türküler kadar derin… Ağıtlar derin, türküler yanık…

Vakit eylüldür şimdi. Bir derin sancı gibi yürür zamanın yüreğine mevsim-i hazan. Mürekkebi kurumuş bir hattatın divitinden sızan bir ince sızı… Taammüden yaşamaktan süzülmüş sancı… Rüyadan hayale, hayalden düşe, düşten düşünceye, düşünceden kâbusa koşar bir yorgun kısrak. Siluetler sana, sen siluetlere…

Eylüldür gelmiş olan. Saçlarının bozkırlarında eser doludizgin rüzgârlar… Okunup üflenmiş dualar kadar serin rüzgârlar. Efsununu yitirmiş bir menkıbe kadar ıssız… Avuçlarına dökülen bir pişmanlık gibidir şimdi zaman. Bir iç çekişi kadar kahırlı. Bir hatırlayış kadar efsunlu. Hatırlayışlar kahır, iç çekişler efsun…

Vakit eylüldür şimdi. Bir ince yağmura yakalanır sokak kedileri. Çınar ağaçları uyanır uykusundan. Bir hayalet gibi dolaşır mazi gözlerinin en tenha İstanbul’unda.  Mazi bir hayalet Fatih’te… Kaldırım taşlarına sinmiş bir unutkanlığın ortasında dönüp durur bir şaşkınlık… Bir ileri bir geri… Tenden cana, candan ruha, ruhtan maddeye çağıldar bir çeşme. Akışlar sana, sen yokluğa…

Eylüldür gelmiş olan. Kısacık bakışlarına dökülür upuzun dönüşler. Kısacık bakışlarına… Kavuşmayı müjdeleyip ayrılığı getiren bir ulaktır yapraklar. Yüreğine düşen gölgeler gibi şimdi hatırlayışlar. Sonbahar kadar koyu. Bir yitiriş kadar ıstıraplı. Sonbahar ıstıraplı. Yitirişler koyu…

Vakit eylüldür şimdi. Avuçlarına maziden kalma bir çiğ damlası düşer. Dudaklarında acı bir tebessümün yürüyüşü. Dudaklarında bir kırık aşk hikâyesinden birkaç ıssız dize. Gözlerinin gecesine tüner serçeler. Gecesine gözlerinin… 

Eylüldür gelmiş olan. Her yer kaderin elinde yanıp kül olmuş bir kâğıt gibi. Neredeyse rüzgâr savuracak… Yaldızları dökülmüş bir aynada aksini seyreder paramparça suretler. Asılsız suretler çoğalır ritimsiz ağıtların gölgesinde. Asılsız suretler…

Vakit eylüldür şimdi. Gelmiş olan Eylül…  Bir siyah beyaz fotoğraf… Dudaklarında kadim sözlerin nâr-ı azabı. Gözlerinde üveyikler. Gözlerinde geceye kanat vuran güvercinler… Yüreğinde zamanı eriten iksir. Yüreğinde çocukluk masallarından kalma periler. Yüzünde yorgun bir tebessüm. Saçlarında en delişmen çocuk nefesleri. Saçlarında doğmamış çocukların… Alnında geceye toplanmış yıldızlar. Alnında yaşamak hüznünü akıtan çizgiler.      

Muaz ERGÜ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: