İnsanın Anlam Arayışı ve Din

Rıfat Karaman yazdı…

İnsan denen varlık, sürekli oluş içerisinde, değişen, dönüşen ve gelişen bir varlıktır. Bu gelişimi biyolojik bir değişimden ibaret görmek büyük bir yanılsama olsa gerek. Her gün yeni güne yeni hücrelerle uyanırken bir o kadar da metabolik yapımızda hücre kaybediyoruz. Yüce yaradan bu hakikati bir Ayette şöyle dile getirmekte: “O her gün yeni bir yaratmadadıryine başka bir ayette ise “Biz bir şeye ol dediğimiz zaman o şey hemen oluverir” denilmektedir. Bu harikulade döngüyü Allah’ın yasası, Adetullah/Sünnetullah olarak yaşamın her alanında görmekteyiz. Sosyal değişmede, teknolojik değişmede, politik değişimlerde vs…

İnsanoğluna düşen görev bu değişimi sadece gözlemlemek değil bu değişimin aktif bir objesi olmaktır. İşte bu noktada ben ne’yim? Kimim? Sorumluluğum ne? Hayatın anlamı Ne? Misyonum ne? gibi soruları benliğinde ve ruhunun derinliklerinde tartışmalı ona göre kendine bir yol çizmelidir. Toplumsal hayatta birey, kimlik krizinin etkisiyle zaman zaman son derece yanlış yol ve yöntemlere tevessül etmekte, istenmeyen sonuçlarla karşılaşmaktadır. Günümüzde basında sıkça yer bulan cinayet haberleri, anne-baba ve evlat katilleri bu durumu teyit eder mahiyettedir. Hip hop’çu, emo’cu ,rock’çu gençlik ve Satanist gruplar bu noktada dikkatle takip edilmesi gereken oluşumlardır. Yeni ama yepyeni bir din dili bu gençliği kazanmada önemli bir söylem olarak karşımızda durmaktadır. “Rabbinin yoluna en güzel şekildeve hikmetle çağır” “Kolaylaştırınız zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz” yaklaşımı bu gençliği kazanmada bize yardımcı olmalıdır.

Din ve peygamberi yaşanabilir, dünyaya ait, bu günün koşullarında anlamlandırmalı, ayakları yere basan bir din ve peygamber tasavvuru/algısı oluşturmalıyız. Kutsal günlerde ve kandil gecelerinde anlatılan peygamber, sahabe ve tasavvuf önderlerini hep menkıbevi/ destansı anlatımlarla bugünün insanına nasıl anlatabiliriz ki? Kandil günlerindeki ilahi mesajları insani ölçülerde kendimize ne kadar yakın buluyoruz takdirlerinize bırakıyorum. Yunus’un, Mevlana’nın, Hünkâr Hacı Bektaş Veli‘nin dili ile insanlığa bu kutlu mesaj iletilmeli, gönülleri fethetmeliyiz. Kapıdan, yüz bin kaleden içeri girebilirsin de bir küçücük gönülden içeri giremezsin.” (Hz. Ali)  Gönül kapılarını kırmak kolaydır ama yapmak ne kadar zordur oysa. Bakın bu gerçeği dizelerinde Yunus Emre nasıl dile getiriyor:

Ben gelmedim dava için
Benim işim sevgi için
Dostun evi gönüllerdir
Gönüller yapmaya geldim.

Kuran dili sevgi ve rahmet odaklı bir dildir. AKIL, SEVGİ VE HİKMET ile yoğrulan bir dünya ve insanlık için yaşayan sünnet, marifet ve hikmette buluşalım. 

Rıfat KARAMAN                                                                                                                                     

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: