İstanbul Fatih‘te bir gece vakti ben ve Zekeriya Bektaş Eminönü‘ne gidecektik. Gece vakti… Yavuz Selim durağından otobüse bindik. Otobüs boştu (ilginç)… Ben, Zekeriya‘ya “Ya Şimdi otobüse binenler olur, yaşlı, kadın, çocuk… Gel arka tarafa doğru geçelim! dedim.

Bir Baktım; bomboş otobüste en arkada sanki otobüs tıklım tıklımmış gibi demire Sım sıkı tutunmuş biri: İsmet Baba!..

Zekeriya’ya dedim ki: Bak şimdi ne yapacağım, izle! İsmet babaya yaklaştım: Selamunaleyküm! BEN DE, BENİ HANGİ KUVVET ARKAYA DOĞRU ÇEKİYOR?! DİYORDUM dedim. Güldü ve şaşırmıştı… Ve baba ilginçtir sadece başını salladı cevap vermedi, teke kelime. Ben de Şaşırdım. Kendi kendime Nasıl yani, babayı faka mı bastırdık falan?! diye düşündüm.

Neyse baba Saraçhane Parkı durağında inecekti. Kapıya yanaştı. Tabii ben Ona gol attığımı düşünürken tam İneceği sırada bana dedi ki: “BAKALIM ŞİMDİ BENİ HANGİ KUVVET AŞAĞIYA DOĞRU İTECEK!”

Aristoteles’in ‘Fizika’sını okurken; maddenin ya çekildiğini ya da itildiğini söylediği satırlar kafamda daha taze iken, bağlantı kurdum. Ampül yandı birden kafamda. (vay! dedim içimden)

Babaya inmeden son bir kez dedim ki: Ya Hocam! Şu şairler olmasa bu iğrenç dünya hiç çekilmezdi” Tebessüm etti. Maç berabere bitmişti. Her zaman olduğu gibi şairler kazanmıştı.

İyileş İsmet Özel İyileş… Şiirlerini Gönderecek, Onu Anlayacak Kişi Kül Olmuşsa da Senin Şiirlerin Belki Birilerine Ateş Olup Uçar.
İyileş İsmet Özel İyileş… Şiirin Bir İSYAN Gibi Dalgalansın Ve Çarpsın Yüzlere!!!
İyileş İsmet Özel İyileş….

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: