Derdimize Çare Bir Çiçek ve Küçük Sırlar Dükkânı…

Adnan İslamoğulları yazdı... Enseyi karartmayalım, aslında güzel şeyler de oluyor. Bakmayın siz siyasetin içine düştüğü kirliliğe. Aldırmayın ilkesiz ittifaklara. Dert etmeyin demokrasinin tedavülden kaldırılmasına, parti içi demokrasilerin ırzına geçilmesine. Enseyi karartmayın, güzel şeyer de oluyor… Sevgili Mehmet Ragıp Vural’ın riyâsetinde Ayarsız Dergisi bir ekol/okul olma yolunda ilerliyor. Her sayısı ayrı bir güzellik. Posterleri duvarları süslüyor,... Okumaya Devam et →

‘Üçüncü Taraf’ Kazandı ve Biz Kaybettik…

Adnan İslamoğulları yazdı... "Üçüncü taraf kazandı ve biz kaybettik. " Yukarıda, söylenmesinin ve yazılmasının üzerinden artık çok uzun yıllar geçen sözler merhum Gâlip Ağabey’e ait, Gâlip Erdem’e…. Evet, bahsettiği ‘üçüncü taraf’ kazandı ve biz kavga eden iki taraf kaybettik, hem de fena kaybettik… O zamanlarda bilmediğimiz o ‘üçüncü taraf’ kazandı… O ‘üçüncü taraf’ kavga eden... Okumaya Devam et →

Ezelî Bir Mağdur ve Ezelî Bir Maglûp: Cemil Meriç

Adnan İslamoğulları yazdı... Mağlûplar bahsinin bu deminde, kendisini ‘ben ezelî bir mağlûbum’ diye tanımlayan Türk düşüncesi zirvesinin tek başına parlamağa devam eden münzevî yıldızı merhum Cemil Meriç'i yazmanın zorluğuna atılmış ben, bu zorluğun altından nasıl kalkabileceğimi hiç hesap etmemişken ve ilk kelimeler düşerken önümdeki word sahifesine, yani bendeniz kulaç atmağa başlarken Doğu ve Batı arasında yorgun ve... Okumaya Devam et →

Fildişi Kulede Tekleşmek…

Adnan İslamoğulları yazdı..."Hakikat bulunduğu yerde başka hiç bir şeyi istemez..." Hakikate râm olmak, hayatın her ânında adam olabilmek, hakikatin üzerinde hiç bir değeri kabul etmemek, güç karşısında eğilmemek, haksızlık karşısında susmamak, tuz ekmek haklarını hayatın ve siyâsetin kirli çarklarına fedâ etmemek, zor işlerdir... Zor işler... Siyâset tabiâtı icâbı içinde pislik barındırır... Bu pisliğe rağmen içinde... Okumaya Devam et →

Hüsrev, Nüzhet, Hayri İrdal, Emin Bey, Don Kişot, Dimitri…

A. İslamoğulları yazdı...Sabahın ilk ışıkları ile hatırlanan Fuzulî beyti karşılar günü: “Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge Ne açar kimse kapumbâd-ı sâbâdan gayrı” Elde şâirin tesellisi kalır: “Bazen ikiye bölünecek kadar yalnızdı” der… Bir sığınak var belki, kütüphane... kitaplar... Kitaplar ve kitapların içindeki kahramanlar ile ülfet... Hanginizin hayatında daha gençlik günlerinde okuduğunuz bir kitabın içinde saklı... Okumaya Devam et →

Bir Yalnızlık Hikâyesi…

A. İslamoğulları yazdı... Kesif bir tecrit hissinin refâkat edeceği yer nihâyet yalnızlıktır... İnsanlardan, hâdiselerden, müşterek mekânlardan, dâvetlerden hicret edilecek yer nihâyet yalnızlıktır... Kalabalıkların rağmına, kalabalıkların içinde dâhi ilticâ edilen bir yalnızlık... Aklı, zihni, gönlü ve hâfızayı perhize sokan bir yalnızlık; deniz fenerleri gibi... Hâfızamızdaki kelimeleri tek-tek tahattur edip de nihâyetinde yalnızca bir kelimeye mâhbes olmak... Okumaya Devam et →

Hayat Akıp Gidiyor; Akıp Akmadığı Belli Olmayan Akarsular Gibi…

A. İslamoğulları yazdı... Durgun sular gibi akarsular vardır hani; ne yöne aktığını bile kestiremediğiniz... Şeffaf bir tablo gibi durur karşınızda, renksiz, kokusuz, ifâdesiz, üzerinde zamanı da durdurmak istediğiniz… Dalgasız, köpüksüz, sessiz sedâsız, yorgun argın, için için akar dururlar yataklarında… Sessizce inleye inleye akarlar da âhu enînlerini duymazsınız bile, taşların üzerinden düşerler de sesini duymazsınız bile, sudan ibârettirler de... Okumaya Devam et →

Bir Göç Hikâyesi…

A. İslamoğulları yazdı... Onlar, bir imparatorluğun yangın yerine dönmüş yıkıntılarının ardından, bölük pörçük,  kervan kâfile yollara düştüler… Farklı aralıklarla elli yıl sürecek trajik bir göç hikâyesinin meçhûl aktörleri olarak… Henüz öksüz bir hikâye bu, ne romanı yazılmış, ne filmi çekilmiş… Hâfızalara mahkûm edilmiş bir göç, bir sürgün hikâyesi bu… Bu göç, bu göçün, bu sürgünün... Okumaya Devam et →

Kardelene Tâ’zim ve Temennâ

A. İslamoğulları yazdı... Nerede okudum, hangi kitabın hangi sâhifesinde, hangi risâlenin hangi köşesinde, hangi hâtıratın hangi itirâfında hatırlamıyorum, “gitmek kaderin hatâlarını tashih etmektir” diyordu bir cümle... Oysa, musahhihler hayattan el ayak çekeli ne kadar da uzun zaman oldu! Neyini, neresini, hangi tarafını tashih edeceklerini şaşarlardı bu hayatın, bu insanların, bu ülkenin, bu encâmın, neresi tashih... Okumaya Devam et →

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: