Vicdan

Mustafa Küçükhüseyinoğlu yazdı... Fransız İhtilaliyle birlikte iktidarın yüzünü, bu demek görünülürlüğünü yavaş yavaş kaybetmeye başladığını söyleyebiriz. Yüzünü, dolayısıyla görünülürlüğünü yavaş yavaş kaybeden sadece iktidar değildi fakat. Michel Foucault'nun Naissance de la prison-Surveiller et punir'in ilk sayfalarında canlandırdığı sahneleri hatırlayın; cezanın, eziyetin, işkencenin canlı kanlı hayat bulduğu sahneleri. İktidarın kendisiyle birlikte uygulanışı da, bu demek ceza... Okumaya Devam et →

Süs Cinayettir

Mustafa Küçükhüseyinoğlu yazdı... Adolf Loos'un bir kitabının ismi: ''Ornament und Verbrechen'', yani ''Süs ve Cinayet''. Aslında ben genelde bir adım daha ileriye gidiyorum ve süs cinayettir diyorum. Süs neden cinayettir? Çünkü süs ontolojik olarak bir başına ayakta duramaz, kendi kendine, bir başına yoktur o. Süreki bir şeyin süsüdür, bir şeyin sırtında varolur, bir şeyin kanını... Okumaya Devam et →

Jürgen Habermas ve Modernite

Mustafa Küçükhüseyinoğlu yazdı... Benim için Jacques Derrida zamanımızın en etkileyici ve dahiyane filozofudur; Jürgen Habermas ise sosyal açıdan en faydalı olanı, bu demek sosyal demokratik siyaset için en fazla çaba harcayanı. I see Jacques Derrida as the most intriguing and ingenious of contemporary philosophers, and Jürgen Habermas as the most socially usefull – the one... Okumaya Devam et →

Kültür Nedir?

Mustafa Küçükhüseyinoğlu yazdı... Klasik Mekaniğin birinci kuralı (Lex Prima), 'her hangi bir nesne kendisine dışardan etki yapan bir güç olmadığı sürece hareketsiz duruyorsa durduğu yerde durmasını, hareket halinde ise hızını ve istikametini korur' der. Yani masanın üzerinde duran bir bardak, birisi onu ordan alıp kaldırmadığı, ya da deprem veya farklı bir şekilde üzerinde durduğu masayı ya da sadece... Okumaya Devam et →

Ben ve Öteki

Mustafa Küçükhüseyinoğlu yazdı... Julie: Glaubst du an mich? Danton: Was weiß ich! Wir wissen wenig voneinander. Wir sind Dickhäuter, wir strecken die Hände nacheinander aus, aber es ist vergebliche Mühe, wir reiben nur das grobe Leder aneinander ab, – wir sind sehr einsam. Julie: Du kennst mich, Danton. Danton: Ja, was man so kennen heißt.... Okumaya Devam et →

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: