Eskiden Saat Mi Vardı?

Sabriye Cemboluk yazdı... Bilmem hatırlar mısınız? Eskiden büyüklerimiz öyle her dakika olur olmaz sebeplerle saate bakmazlardı. Mesela sabahı, sabah ezanı bir de kümesteki horozlar haber verirdi. Sizleri bilmem ama büyük şehirlerin beton karmaşasında ve uzak diyarlarda yaşarken ben her ikisini de özledim. Sabah ezanı okunurken bütün çocuklar kaldırılırdı. Güneş üstüne doğarsa, miskinlik çöker. Kısmetlerimiz kapanır... Okumaya Devam et →

Eski Defterler

Sabriye Cemboluk yazdı... Yukardaki başlığı okuyunca, hemen geçmişle bir hesaplaşma içine gireceğimi sanmayın. Bu gün nedense aklıma basbayağı kullandığımız eski defterler geldi. Yaşı 60'ın üzerinde belki de o civarda olanlar hatırlar. Eğitim ve eğitim araçları bir elin parmağı kadar azdı. Hepimizin küçük birer okul çantası vardı. Çoğumuzun çantaları, portakal sandığı gibi bir şeyden yapılmış, bazıları... Okumaya Devam et →

Alamancı Dursun

Sabriye Cemboluk yazdı... Ah şu Alamanya, nice koç yiğitleri memleketinden ayırdı da un gibi un ufak etti. Siz bilmezsiniz, bizim Gaziantepli Dursun amcamız çok kalender bir adamdır. Bakmayın şimdi bir dönüm bahçede eşelendiğine, zamanında taşı sıksa, suyunu çıkarırdı. Dağ gibi kapı gibi adamdı. Buraya geldiğinde işçileri yerleştirirken ilk onu seçmişlerdi. En zor işin başına o... Okumaya Devam et →

Ana Babamla Siz Nasıl Tanıştınız?

Sabriye Cemboluk yazdı... Memlekete izne gittiğimde aldım anamı karşıma, sordum:  -Ana kız, siz babamla nasıl tanıştınız? - Tövbe de gızım. Bizim zamanımızda tanış olmak yoktu. Onun anası beni, benim anam da onu görmüş beğenmiş. Bi gece, seni verdim dedi. Misafirler geldi, söz kesildi. Kime verdi? Hiç bildiğim yok.  -Sormadın mı? -Sordum ama zamanı gelince görür... Okumaya Devam et →

Bir Dal Erguvan

Sabriye Cemboluk yazdı...Bundan çok yıllar önceydi. Erken başlayan kronik hastalığım nedeniyle, Baden Baden şehrindeki bir klinikte tedavi görüyordum. Orada benden 15 yaş kadar büyük olan bir hemşehrimle tanışmıştım. Klinik hastane gibi değildi ve hastalar çıkıp dolaşabiliyorlardı. Tek başıma kaldığım odamın kapısı çalınınca açtım. Hemşerim elinde bir erguvan dalı ile kapıda duruyordu.  - Her taraf mis... Okumaya Devam et →

Hüzünlü Bir Aşk Hikâyesi

Sabriye Cemboluk yazdı... Ben gene biraz eskiye dönüp, anneannemin ve ondan daha büyük hanımların sohbetlerinde anlattıkları, efsane gibi bir aşk hikâyesini sizinle paylaşmak istiyorum. Rumeli, Trakya ve Balkan halkları çalıp söylemeyi de, oynamayı da çok severler. İşte bu bölgelerden birinde çok güzel keman çalıp, şarkı söyleyen aslan gibi bir delikanlı varmış. Gün gelmiş, düğünlerin en... Okumaya Devam et →

Nefsinin Hâkimi Ol

Sabriye Cemboluk yazdı... Rivayet odur ki, günlerden bir gün, Baş Melek Yaradan'ın karşısına çıkıp, bir serzenişte bulunmuş: “Ey Rabbim, bizi Nurdan yarattın ama çamurdan yarattığın insanı bizden üstün tutuyorsun. Bunun sebebini anlayamıyorum” demiş. Yaradan dinlemiş ve cevap vermiş: “Ben insanı çamurdan yarattım ama onun icine “NEFİS” denen bir şey koydum ki; ömrü oldukça en büyük... Okumaya Devam et →

Cömertlik

Sabriye Cemboluk yazdı... Eskiden cömertlik diye bir kavram vardı. El açana değil, daha çok el açmayana yardım etmek gerekir denirdi. Zaten ihtiyacı olmayanlar da asla yardım kabul etmezler, kendi kendilerine, bir lokma bir hırka da olsa yeten insanlar, yardımı hakaret sayar ve üzülürlerdi. Onun için bir elin verdiğini, diğer el görmez denirdi. Gizli yardımlar için... Okumaya Devam et →

Portakal Kokulu Kış Akşamları…

Sabriye Cemboluk yazdı... Ben kızanken kışın hava kararınca sokaktan bozacılar geçerdi. Evler tek, en çok iki katlı olduğu için, kimi camdan kimi kapıdan alırdı bozayı. Pencereler perdeler aralanıp, uzanan başlar bozacı diye seslenirdi. Bozacı kendisine uzatılan kalaylı bakır taslara veya bembeyaz emaye kâselere bozasını doldurur, elindeki litre ile ölçüp, parasını söylerdi. Yarı karanlık sokaklarda hiç... Okumaya Devam et →

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: