Serenad… Aksa’ya ve Hatırana…

Yasemin Kapusuz yazdı...    Bir cumaydı. Ne de güzel bir cumaydı. Bütün cumalar gibi. Sıkı güvenlik önlemleri vardı.  Tam olarak öyle denemezdi aslında. Güvenliksiz olur muydu ki hiç Mescid-i Aksa? Onlar bilmiyorlardı. Bilmeyen bilmezdi zaten. Sabah namazı için adımlarını hızlandıran, saflarını sıklaştıran Müslümanlara, kıyamet günü dehşetini görmüş gibi bakakalanlar ne bilsindi?... Müslümanların kimliklerini okuyanlardı. Cumanın... Okumaya Devam et →

Dünyanın Öbür Ucu

Yasemin Kapusuz yazdı... Gittim. Dünyanın öbür ucuna kadar yolun var, dedi. Nasıl gidileceğini bilmiyordum ama yolcusu çoktu oranın. Kime sorsam bilirdi. Sora sora dünyanın öbür ucu bulunurdu nasılsa. Kirli çamaşırlara öyle bir gömülüşü vardı ki… Ben gidiyorum, diyebildim sadece. Ekibim hazırdı. Yolun açık olsun, dedim kendi kendime. Şu an kimsenin umrunda değilim, diyordum ki babaannem... Okumaya Devam et →

Af Ki Leyla! Ah Ki Mecnun’dan…

Yasemin Kapusuz yazdı... Dert ağlatırmış, aşk söyletirmiş. Biz şimdi şöyle desek ki; aşk söyletir, dert dinletir imiş. Bizim Mecnun’u hatırlarsınız. Hani Kays, Leyla derdiyle kurtlarla, kuşlarla söyleşir olmuştu. Her nereye baksa leyli idi her gördüğü her işittiği.  Yer gök hep leyli demedeydi. Leyli demedeydi kainat.  And olsun ki leyli idi, mübarek!... Gönülden gönüllere ilhamdı.  İlhamıydı... Okumaya Devam et →

Bir Çift Muhabbet Kuşu

Yasemin Kapusuz yazdı... On iki yaşındaydım. Babam bir gün elinde bir kafes ve iki kuşla gelmişti eve. Öğretmen arkadaşı hediye etmiş. Bir çift muhabbet kuşu. Bunların bakımı size âit, dedi. Annem, sobalı evde dört çocukla bu kuşlara nasıl bakacağız!.. dedi ama… Ayrıca dört çocuk değil; bütün mahalle birlikte yaşıyorduk o yıllarda sanki. Sanırım annem de... Okumaya Devam et →

Meğer

 Yasemin Kapusuz yazdı...    Bazı sözcükler anlamsızmış. Cümleye hiçbir anlam katmazmış öyle sözcükler! Sözcükler ki bir bakışın yerini tutamayacak marifet fedaileri… Bazıları da kendinden öncekinin anlamını tamamen değiştirirmiş. Ama demişsen mesela, lakin veya fakat da olabilir ki cümlenin anlamı değişirmiş tamamen. Yeniden çay koyarmışsın anlamı hissetmek için. Meğer anlamamışsın. Gözlerin hep uzaklarda… Gönlün neredeyse sen oradaymışsın... Okumaya Devam et →

Sen, Sahici Misin Bebeğim?

Yasemin Kapusuz yazdı... Sana hiç hâlini hatırını soran oldu mı şimdiye kadar Barbi Bebek? Halin nicedir? Seni pek yakından tanımıyorum. Oğullarım da biImiyor seni. Eğer seni bilselerdi, sana, “Mutlu ol, mutlu oI, taam mı” derler miydi? “Seni bi sevcem, sevcem” deyip öpüp koklarlar mıydı? Kızım var benim, cennet bebeği. O da tanımadı seni. Sahi Barbi!... Okumaya Devam et →

Yasemin Çiçeği’nin Su Damlası’na Hediyesi      

Yasemin Kapusuz yazdı... Her yer karanlık, kapkaranlık. Gece gündüz karanlık. Güneş yok. Koyu, kasvetli bir karanlık, sadece. Yıldızlar aydınlatmıyor, gülümsemiyor... Gülümsemenin ne olduğunu bilmiyor varlıklar bu gezegende. İnsana benzeyen varlıklar da var. Hepsi aynı. Ağaç, çiçek, böcek, yiyecek, içecek arıyor gözleri… Her şey  siyah. Bir siyahlıktır gidiyor. İnsanlar siyah, ağaçlar kuru, çiçekler renksiz. Ve hepsi... Okumaya Devam et →

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: